Anlamı
bir şeyin olabileceğine inanmak, aklı almak.
Detaylı Açıklama
Bu deyim, bir şeyin olabileceğine inanmak, anlatılan durumu zihnen kabul etmek ve kendi aklının sınırları içinde mümkün görmek anlamında kullanılır. Günlük dilde özellikle şaşırtıcı ama gerçek bir olay anlatılırken, bir davranışın makul bulunup bulunmadığını değerlendirirken ya da bir ihtimale zihnen razı olma aşamasında duyulur. Buradaki vurgu, aklın yalnız duyması değil, kabul etmesidir. İnsan bazen bir bilgiyi işitir ama bir türlü içine sindiremez; bazen de onu aklına sığdırır, yani olasılık alanına alır. Bu yüzden ifade inanç ile kavrayış arasında bir yerde durur. Sadece mantıksal çözümleme değil, zihinsel kabul ve ikna da içerir. Söylendiğinde, kişinin artık o şeyi imkânsız görmediği anlaşılır. Bu da deyimi günlük değerlendirmelerde, tartışmalarda ve kişisel karar süreçlerinde oldukça işlevli kılar.
Örnek Cümleler
- Rakamı gördü ama bu kadar zararı bir türlü aklına sığdıramadı, tabloyu tekrar açtı.
- Anlatılanları uzun uzun dinledikten sonra sonunda aklına sığdırdı ve kabul etti.
- O sessiz çocuğun sahnede şarkı söyleyeceğini kimse baştan aklına sığdıramamıştı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Bir şeyi kendi ölçülerine yerleştirmeyi anlatır. Kişi olayı duyar, sonra onu bildiklerinin arasına koymaya çalışır; yerleştirebilirse aklına sığdırmış, sığdıramazsa kabul edememiş olur. Bu bazen uzun sürer, bazen tek bir açıklamayla biter.
İkisi aynı işin iki yüzüdür. Aklına sığdırmak yerleştirmeyi başarmayı, aklına sığmamak ise başaramamayı bildirir. Biri etkin bir çabayı, öteki o çabanın sonuçsuz kalmasını anlatır; aynı ölçü, iki ayrı sonuç.
Büyük ölçüde mantıkla ilgilidir; söz bir şeyin olabileceğine inanmayı, aklın onu alabilmesini anlatır. Ama inanmak her zaman hesapla olmaz: kişi rakamları görse de o kadar büyük bir zararı ya da o kadar sessiz bir çocuğun sahneye çıkacağını aklına sığdıramayabilir.