Anlamı
1) anlayamamak, kavrayamamak; 2) olabileceğine inanmamak.
Detaylı Açıklama
Bu deyim, bir şeyi anlayamamak, kavrayamamak ya da onun gerçekten olabileceğine inanamamak anlamında kullanılır. Günlük dilde özellikle olağan dışı, şaşırtıcı, mantık dışı ya da insanın alışık olduğu düzenle bağdaşmayan olaylar için söylenir. Kişi anlatılanı duyar ama zihni onu kabul edecek bir çerçeve kuramaz. Bu yüzden ifade hem anlama zorluğu hem de inanmama duygusu taşır. Bazen büyük bir olay, bazen tuhaf bir davranış, bazen de beklenmedik bir gelişme karşısında kullanılır. Söylendiğinde, olayın sıradan akıl ölçüsünün dışına taştığı anlaşılır. Bu, yalnız mantıkla ilgili değil, duygusal kabulle de ilgilidir. İnsan bazı şeyleri teknik olarak işitebilir ama yine de aklına sığdıramaz. Deyimin gücü de tam burada yatar: Olanın ağırlığını ya da tuhaflığını, aklın sınırlarını aşmış gibi gösterir.
Örnek Cümleler
- Bu kadar basit bir işin neden aylarca sürdüğü bir türlü aklına sığmıyordu.
- Bu yaştan sonra üniversiteye başlayacağı kimsenin aklına sığmadı, sonra hepsi alkışladı onu.
- Bir gecede bütün stokun eridiği aklına sığmadı, depoyu üç kez saydırdı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Zihinde karşılığı bulunmayan durumlar için söylenir. Kişi olayı ya kavrayamaz ya da gerçekten olduğuna ihtimal veremez; iki hâlde de ona ayrılmış bir yer bulunmaz. Sözdeki sığmamak da bu yer yokluğunu anlatır.
İkisini birden karşılar. Kimi cümlede kavrayış eksiktir, kimi cümlede inanç. Sınır her zaman keskin değildir; çoğu zaman kişi hem anlamamış hem de kabullenememiş olur ve aynı sözle ikisini birden bildirir.
Aklına sığdırmak bir şeyin olabileceğine inanabilmektir; aklına sığmamak ise inanamamak ya da kavrayamamaktır. Birinde kişi olanı zihninde bir yere oturtabilir, ötekinde oturtamaz. Aynı olay, anlatana göre iki kalıptan biriyle söylenebilir.