Anlamı
argo azarlamak, paylamak, haşlamak.
Detaylı Açıklama
Bu argo deyim, birini sertçe azarlamak, paylamak, haşlamak ve sözle baskı altına almak anlamında kullanılır. Gündelik dilde özellikle otorite kullanan birinin altındakine çıkışması, büyüklerin küçüklere sert tepki vermesi ya da öfkeyle yapılan ağır sözlü müdahaleler için duyulur. Deyimin tonunda yumuşak bir uyarı değil, belirgin bir sertlik vardır. Kişi karşısındakini sadece düzeltmeye çalışmaz; sert bir çıkışmayla sıkıştırır. Bu yüzden ifade, azarın dozunu büyütür. Bazen patronun çalışana, öğretmenin öğrenciye, ebeveynin çocuğa çıkışması için kullanılır; bazen de arkadaş çevresinde birinin fena haşlandığını anlatır. Argolu yapısı nedeniyle daha samimi ve halk arasında yaygın bir tını taşır. Sözü kullanan kişi, olayın sıcaklığını ve azarın kuvvetini dinleyene doğrudan geçirir. Dolayısıyla yalnızca eleştiri değil, sert bir sözlü müdahale sahnesi kurulur. Kısa ama vurucu yapısıyla birinin fena paylandığını anlatmanın en canlı kalıplarından biri olarak iş görür.
Örnek Cümleler
- Geç kalan çırağa usta dükkânın ortasında öyle bir alabanda verdi ki herkes sustu.
- Raporu eksik görünce şefine alabanda verdi, adam odadan zor çıktı.
- Camı kıran çocuklara bekçi kapının önünde uzun uzun alabanda verdi.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Sert olanını anlatır; argo tonu da bu sertliği duyurur. Sesin yüksekliği ya da sözün uzunluğu şart değildir. Alabanda aslında bir denizcilik sözcüğüdür, dümenin bir yana sonuna kadar kırılmasını anlatır; deyimde ise azarın kuvvetini çağrıştırır.
Genellikle üstten asta doğru söylenir: ustadan çırağa, amirden memura, büyükten küçüğe. Yine de kalıp yön şartı koymaz; bir çalışan da şefine alabanda verebilir. Öne çıkan, azarlayanın konumu değil, azarın sertliğidir.
Azarın bir şey gibi karşıya aktarıldığını göstermek için. Sözü söyleyen taraf onu verir, hedefteki kişi de yer; kalıp böylece iki yönlü bir çift oluşturur. Alabandayı yemek de bu çiftin öteki yarısıdır.