Anlamı
başını alıp gitmek.
Detaylı Açıklama
Bu deyim, bir kimsenin bulunduğu yerden, çevreden ya da durumdan uzaklaşıp gitmesi, çoğu zaman da ardına bakmadan ayrılması anlamında kullanılır. 'Başını alıp gitmek' biçimiyle de bilinen bu söz, sıradan bir ayrılıktan daha güçlü bir kopuş hissi taşır. İnsan bazen bunalır, kırılır, daralır ya da yeni bir hayat kurmak ister; o zaman yalnızca gitmez, alıp başını gider. Deyim bu yüzden içinde özgürleşme, kaçış, bıkkınlık ve kökten kopma duygularını bir arada taşır. Günlük dilde memleketten ayrılma, evi terk etme, işten uzaklaşma, her şeyi geride bırakma gibi durumlarda sık geçer. Kimi kullanımlarda romantik bir yalnızlık isteği, kimilerinde sert bir kırgınlık ve usanmışlık bulunur. Sözü güçlü kılan, kişinin yanına yalnızca kendini alarak gitmesi imgesidir. Bu, eşyadan çok ruhi yükleri arkada bırakma arzusunu hissettirir. Bulunduğu düzene sığamayan birinin ani ve kararlı kopuşunu anlatmakta çok etkili bir halk deyimidir.
Örnek Cümleler
- Bir sabah alıp başını gitti, arkasında iki satır not bile bırakmadı.
- Bu düzene daha fazla dayanamayıp alıp başını gitmiş, memleketine dönmüş.
- O kavgadan sonra alıp başını gitti, iki yıl kimse haber alamadı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Farklıdır. Kişi yalnızca bir yerden ayrılmaz; bulunduğu düzeni geride bırakarak gider. Kalıptaki başını almak, gidişin kesinliğini ve arkaya bakılmadığını duyurur; sıradan bir yolculuk bu sözle anlatılmaz.
Aynıdır. İki kalıp yalnız sözcük sırasıyla ayrılır. Hangisinin söyleneceği konuşanın alışkanlığına kalmıştır; aralarında hiçbir anlam farkı aranmaz. Sıra değişse de baş ile gitmek arasındaki bağ bozulmaz; kalıbın çekirdeği yerinde durur.
Söylenmesi gerekmez. Kalıbın vurgusu varılan yerde değil, ayrılışın kendisindedir. Nereye gidildiği bilinmiyorsa söz daha da güçlü durur; cümlede bir yer anılsa bile ağırlık yine gidişte kalır.