Anlamı
Tanrı dilerse hiç tanınmayan, yoksul bir aile çocuğunu da üne, zenginliğe kavuşturur.
Detaylı Açıklama
Bu atasözü, Tanrı dilediğinde insanın kökenine, ailesine, tanınmışlığına ya da içinde doğduğu yoksul çevreye bakmadan ona nimet, ün, zenginlik ya da fırsat verebileceğini anlatır. Kısacası nasip ve lütuf, sadece güçlü ailelerin ya da bilinen çevrelerin tekelinde değildir. Halk bu sözle kaderin ve bahtın bazen hiç umulmadık kişilere kapı açtığını ifade eder. Yoksul, kimsesiz ya da sıradan görülen bir kimse, gün gelir çok iyi bir noktaya gelebilir. Bu atasözü hem umut taşır hem de kibri kırar. Çünkü kimse kendi konumunu mutlak sanmamalı, başkasını da küçümsememelidir. Veren Allah'tır; o hâlde insanın kökenle böbürlenmesi de başkasını hor görmesi de boşunadır. Bu söz özellikle yükseliş, kısmet, talih ve beklenmedik başarı örneklerinde kullanılır. Hayat bazen en sessiz yerden en büyük sonucu çıkarır. Nasibin kime nereden geleceğini insan değil, ancak daha büyük bir takdir belirler.
Örnek Cümleler
- Köyün en yoksul evinden çıktı, şimdi adı her yerde; Allah verince kimin oğlu, kimin kızı demez.
- Kimsenin tanımadığı bir çocuktu, bugün ülkeye örnek; Allah verince kimin oğlu, kimin kızı demez.
- Soyuna sopuna güvenip onu küçümsemişlerdi; Allah verince kimin oğlu, kimin kızı demez.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Nasibin köken sormadığını bildirir. Tanınmayan, yoksul bir aileden gelen kişi de üne ve zenginliğe kavuşabilir; verilen şey soya bakılarak dağıtılmaz. Söz herkes için bu kapıyı açık tutar.
Sıradan görülen kişiyi rahatlatır, kökeniyle övüneni uyarır. Birine umut verir, ötekine konumunun mutlak olmadığını hatırlatır; söz iki yönü birden taşır, bu yüzden hem teselli hem uyarıdır.
Beklenmedik bir yükseliş görüldüğünde söylenir. Kimsenin ummadığı biri iyi bir noktaya geldiğinde, çevredekiler bu sözle durumu karşılar. Şaşkınlık ve kabullenme bir arada duyulur, söz o anda ağza gelir.