Anlamı
Tanrı bir kimseyi zengin etmek isterse ona hiç umulmadık yerden mal ve para gelir.
Detaylı Açıklama
Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir atasözü, Tanrı bir kimseyi zengin etmek isterse ona hiç umulmadık yerden mal ve para geleceğini anlatır. Gelen şey bir yardım ya da bir öğüt değil, somut bir kazançtır: bir miras, bir ödeme, değeri birden artan bir mülk, yıllar önce unutulmuş bir alacak. El, sel ve yel sözcükleri kazancın yolunu anlatır, nereden geldiğini değil; veren, kalıbın başında anılan Tanrı'dır. Getirmek fiilinin üç kez yinelenmesi, kazancın gelebileceği yolların çokluğunu vurgular; el, sel ve yel de uyaklı bir dizi kurar. Getirmek fiilinin öznesi el, sel ve yeldir; nesnesi olan mal ve para cümlede söylenmez, bağlamdan anlaşılır. Söz bu kazancı bir Tanrı vergisi, yani rızık olarak görür.
Örnek Cümleler
- Hiç ummadığı bir yerden miras çıktı; Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir.
- Yıllardır unuttuğu eski bir alacağı, borçlunun oğlu bir gün kapısına getirip ödedi; Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir.
- Tarlasının yanından yeni yol geçince arsasının değeri on katına çıktı; Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Nasibin tek bir yoldan gelmediğini anlatır. El insanı, sel ve yel doğayı temsil eder; sıralama, kazancın hesaba katılmayan kapılardan da ulaşabileceğini gösterir. Üçlü sayış da bu çeşitliliği duyurur.
Saymaz. Kişi elinden geleni yapar; söz yalnız sonucun tek başına plana bağlı olmadığını bildirir. Umulmadık bir kapı açılabilir, ama bu çabanın yerine geçmez. Kalıp tembelliğe çağırmaz.
Kazanç ortaya çıktıktan sonra ağza gelir; söyleyen, zenginleşen kişinin kendisi de olabilir, onu uzaktan izleyen biri de. Ortak yan, gelenin planlanan yerden gelmemiş olmasıdır. Şaşkınlık da sözle birlikte gelir.