Anlamı
1) rahat bırakmamak, göz açtırmamak:
'İri sivrisinekler gece gündüz aman vermiyordu.' -N. Cumalı. 2) acımayıp öldürmek.
Detaylı Açıklama
Aman vermemek deyimi, bir kişiyi ya da şeyi rahat bırakmamak, sürekli baskı altında tutmak, göz açtırmamak; ikinci anlamıyla da acımayıp öldürmek anlamında kullanılır. Bu ifade, durmadan süren bir rahatsız etme hâlini anlatır. Günlük dilde sivrisineklerin, sıkıntıların, borçların, insanların ya da düşmanların aman vermediği söylenebilir. Yani baskı kesilmez, nefes alma alanı daralır. Deyimin ikinci ve daha sert anlamında ise merhamet göstermeden öldürme ya da yok etme duygusu bulunur. Bu yüzden bağlama göre hafif rahatsızlıktan çok ağır şiddete kadar uzanan bir kullanım alanı vardır. Ortak nokta, karşı tarafa boşluk bırakılmamasıdır. Deyim bu yönüyle sürekli kuşatma hissi taşır. Türkçede baskının kesintisizliğini ve insanı bunaltan sürekliliğini çok güçlü anlatan deyimlerden biridir. Rahatlıkla kuşatma arasındaki farkı tek cümlede görünür kılar.
Örnek Cümleler
- Sivrisinekler bütün gece boyunca aman vermedi, sabaha kadar gözümüzü kırpamadık.
- Alacaklılar hiç aman vermiyor, adamcağız kapıdan içeri girmeye bile korkuyor.
- Kuşatmayı yaran düşman aman vermedi, kalede tek bir canlı bırakmadı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Birincisi rahat bırakmamak, göz açtırmamaktır; ikincisi acımayıp öldürmektir. İki anlam arasında bir derece farkı vardır; biri sürer, öteki bitirir. Sınır da tam orada geçer; ayrımı cümledeki sonuç yapar.
Bir insan olabildiği gibi sivrisinek, borç, hastalık ya da bir düşman ordusu da olabilir. Kalıp özne tanımaz; ortak yan, karşı tarafa nefes alacak boşluk bırakılmamasıdır ve baskının kesilmemesidir.
İkisinde de karşı tarafa hiçbir boşluk tanınmaz. Birinde bu boşluksuzluk yalnızca rahatsızlık verir, ötekinde canı alır; ortak çekirdek merhamet göstermemek, hiç ara vermeden üstüne gitmektir.