Anlamı
ardıç ağacının ateşi çabuk geçer, kül olur; yalancının sözü de böyledir, ona da güvenilmez.
Detaylı Açıklama
Ardıcın közü olmaz, yalancının sözü olmaz atasözü, ardıç ağacının ateşinin çabuk geçip kül olması gibi yalancının sözüne de güvenilmeyeceğini anlatır. Ardıç odunu çabuk tutuşur ve çabuk yanar; ama köz bırakmadan kül olur, ateşi uzun sürmez. Yalancının sözü de öyledir: duyulduğu anda inandırıcı gelir, biraz sonra elde bir şey kalmaz. Atasözü bu benzetmeyle sözün kalıcılığını ölçü alır; güvenilir söz, arkası gelen ve tutulan sözdür. Kalıp bir kimseye güvenip güvenmemek tartışılırken, verilen sözün tutulmadığı anlaşıldığında ve iş ortaklığı kurulurken söylenir. İçinde uyarı vardır: yalancıya dayanma, sözüne yaslanma denmiş olur. Yalancının vaadi de, anlattığı olay da ardıç ateşi gibi çabuk söner; ertesi gün üzerine bir şey kurulamaz.
Örnek Cümleler
- Anlattıklarına burada kimse güvenmiyor artık; ardıcın közü olmaz, yalancının sözü olmaz.
- Dün verdiği sözü bugün inkâr etti; ardıcın közü olmaz, yalancının sözü olmaz.
- Ortaklık kurarken adamın geçmişine bak; ardıcın közü olmaz, yalancının sözü olmaz.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Ardıç odununun yanışına. Söz iki yarıyı aynı kalıpla kurar: olmaz, olmaz. Yüklem tekrarlanır, kafiye de köz ile söz arasında kurulur; benzetme böylece sesle de pekiştirilir, iki yarı birbirini tutar.
Kalıcılıktır. Söz olumsuzlukla kurulur: ne közü vardır ne sözü. İki yokluk yan yana konarak eşitlenir; biri ötekinin kanıtı yerine geçmiş olur. Dinleyen odunu bildiği için insanı da öyle tartar.
Yalancının kendisini değil, sözünü tartar. Kişinin bir kez yalan söylemiş olması değil, sözünün dayanak olamaması anlatılır; o yüzden yalancının söylediği her şey aynı güvensizlikle karşılanır. Hüküm kişiye değil, sözüne verilmiştir.