Anlamı
canlı, cansız her şeyin bir yakışığı vardır, insan onları bu durumda görmek ister.
Detaylı Açıklama
Aslan postunda, gönül dostunda atasözü, canlı cansız her şeyin bir yakışığı olduğunu, insanın onları o durumda görmek istediğini anlatır. Söz iki örneği yan yana koyar: aslana postu yakışır, gönle de dostu. İnsan aslanı postuyla görmek ister, gönlü de dostuyla. Atasözü bu iki örnekten bir beklenti kurar: her şey kendine yakışan hâlde bulunmalıdır. Yakışığın bozulduğu yerde bakan kimse bir eksiklik duyar. Söz yalnız bir değerlendirme değil, bir isteği de bildirir; anlatılan şey yakışığın kendisi kadar, onu görmek isteyen bakıştır. Neyin neye yakışacağı ise atasözünde tek tek sayılmaz; iki örnek verilir, gerisi bakanın gözüne bırakılır. Söz canlı ve cansız ayrımı yapmaz; ikisi için de aynı biçimde kurulur.
Örnek Cümleler
- Tabloyu depodan çıkarıp tam karşı duvara astılar, oda bir anda değişti; aslan postunda, gönül dostunda.
- Ustayı asıl tezgâhın başında görmek gerek; aslan postunda, gönül dostunda.
- Kılıç bir duvarda, kını başka duvarda asılı; aslan postunda, gönül dostunda.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Her şeyin kendine yakışan hâlde bulunması beklentisini. Söz eksiltili kurulmuştur; iki tamlama yan yana konur, fiil hiç söylenmez. Eksiltili yapı hükmü kısa ve kesin kılar; postunda ile dostunda da kafiyelidir.
Değildir. Atasözü yakışığı bildirmekle kalmaz, insanın o hâli görmek istediğini de söyler. Bu yüzden söz hem bir gözlem hem bir istek taşır. Anlatılan şey, yakışık kadar ona bakan gözdür.
Sayılmaz. Atasözü iki örnek verir: aslan ile post, gönül ile dost. Bunun dışındaki yakışıklar tek tek anılmaz; söz bir liste değil, bir ölçü verir. Gerisi bakanın gözüne bırakılır.