Anlamı
bir şeyden, sahibi değil de başkası yararlanıyorsa asıl sahip yararlanan kişidir.
Detaylı Açıklama
Atasözü sahipliği fiilî yararlanmaya bağlar: bir şeyden, sahibi değil de başkası yararlanıyorsa asıl sahip yararlanan kişidir. Avı vuran avcıdır, ama av kimin eline geçiyorsa, kimin sofrasına giriyorsa gerçekte onundur. Söz bu yüzden kâğıt üzerindeki sahipliği değil, günlük hayattaki kullanımı ölçü alır. Bir bağın meyvesini komşu topluyorsa, bir evde oturan kirada olsa bile orayı o kullanıyorsa, kalıp asıl sahibi kullanana verir. Bir durum tespiti olarak kurulur; hakkın kimde olduğu tartışılırken elin nereye uzandığına bakılır. Sahibinin neden yararlanamadığı kalıpta söylenmez; ihmal mi, uzaklık mı, güçsüzlük mü olduğu ayrıca anlatılır. Söz bir kınama da bir övgü de taşımaz, olan durumu adlandırır ve hakkın nerede durduğunu göstermekle yetinir.
Örnek Cümleler
- Bahçenin meyvesini yıllardır karşı komşu topluyor; av vuranın değil, alanın.
- Tapusu amcamda ama evde yıllardır biz oturuyoruz; av vuranın değil, alanın.
- Parayı o kazanıyor ama harcayan başkası; av vuranın değil, alanın.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Fiilî yararlanmaya göre belirlenir. Bir şeyden kim yararlanıyorsa, günlük hayatta onu kim kullanıyorsa asıl sahip odur; kâğıt üzerindeki sahiplik bu ölçünün dışında kalır ve sözün ilgilendiği şey olmaktan çıkar.
Vurmak avı düşürmektir, almak ise onu eline geçirip götürmektir. Atasözü iki işi ayırır ve ikincisini öne koyar; avı kim götürüyorsa av onundur, vuranın harcadığı emek bu ölçüde sayılmaz.
Bir şeyin kimin sayılacağı konuşulurken söylenir. Konuşan kişi kâğıda ya da söze değil, elin nereye uzandığına bakar; bir hüküm vermekten çok, gördüğü durumu olduğu gibi adlandırmış olur.