Anlamı
1) ağrı veya uyuşma dolayısıyla ayağını oynatamamak; 2) alışılan bir yere gitmekten kendini alamamak.
Detaylı Açıklama
Ayağını alamamak deyimi, bir yandan ağrı, uyuşma ya da fiziksel bir sorun yüzünden ayağını hareket ettirememek; diğer yandan işe alıştığı bir yere gitmekten, oraya uğramaktan ya da o ortama yonelmekten kendini alamamak anlamlarında kullanılır. Bu iki anlam ilk bakışta farklı görünse de ortak noktası, ayağın beklenen biçimde cekilememesidir. Ilkinde bedensel bir engel vardır, ikincisinde işe alışkanlık veya istek. Günlük dilde ikinci anlamı daha dikkat çekicidir; kişi belli bir yere o kadar alismistir ki istemese bile yolu yine oraya düşer. Deyim bu nedenle alışkanlık, çekim gücü ve bağımlılık benzeri duyguları da sezdirebilir. Söylendiği yerde hafif bir itiraf toni bulunabilir; kişi kendi cekimini kabul eder gibidir. Halk dilinin esnek yapısı sayesinde aynı ifade hem sağlık durumunu hem de sosyal yönelimi anlatabilir. Bu da deyimi oldukça kullanışlı kılar. Ayağı geriye çekememek, bazen bedensel, bazen duygusal, bazen de alışkanlık kaynaklı bir tutulum halini ortaya koyar.
Örnek Cümleler
- O kahveye bir alıştı, ayağını alamıyor.
- O kafeden bir türlü ayağını alamıyor, her gün orada.
- Saatlerce yürüdükten sonra ayağını alamıyordu, bir yere oturması gerekti.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Her iki anlamda da ayağın beklenen biçimde cekilememesi, yanı hareketin bir nedenle kısıtlanması ortak noktadır.
Daha çok bir yere alışma ve oraya gitmekten kendini alamama anlamı duyulur. Günlük dilde ikinci anlamı daha dikkat çekicidir; kişi belli bir yere o kadar alismistir ki istemese bile yolu yine oraya düşer.
Alışkanlık, bağlılık, çekim, merak veya bazen de vazgeçememe duygularını sezdirebilir. Halk dilinin esnek yapısı sayesinde aynı ifade hem sağlık durumunu hem de sosyal yönelimi anlatabilir.