Anlamı
âşık atışmalarında dinleyicilerden biri uyak belirtmek.
Detaylı Açıklama
Ayak vermek, âşık atışmalarında dinleyicilerden birinin uyak belirtmesidir. Atışmayı izleyen topluluktan biri bir sözcük ya da mısra atar; âşıklar artık o uyağa bağlı kalmak durumundadır. Böylece ölçüyü sahnedeki değil, dinleyen taraf koymuş olur ve atışma seyircinin de katıldığı bir yarışa döner. Verilen ayak ne kadar zorsa âşığın işi o kadar güçleşir; ustalık da bu zorluğun altından kalkmakla ölçülür, dinleyici de bunu bilerek ayak verir. Terim ayak açmak ile yakındır: orada ayağı âşık kendisi belirler, burada onu dinleyici verir. Ayak tutmak sözü de aynı geleneğin içinde durur. Kalıp yalnız verme işini adlandırır; âşıkların bu ayağı tutup tutamadığı, atışmanın nasıl sonuçlandığı ayrıca anlatılır.
Örnek Cümleler
- Dinleyicilerden biri zor bir ayak verdi, âşıklar bir an duraksadı.
- Kahvede ayak veren yaşlı adam, atışmanın yönünü tek sözle değiştirdi.
- Ayak verildikten sonra iki âşık sırayla aynı uyakla söylemeye başladı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Atışmayı izleyen dinleyicilerden biri verir. Söyleyen âşık değil, dinleyenlerden biri bir söz ortaya atar; âşıklar da bundan sonra o uyakla söylemek, o ölçünün içinde kalmak durumunda kalır.
Ayağı kimin belirlediğidir. Ayak açmakta konuyu ve uyağı söze başlayan âşık koyar; ayak vermekte ise ölçü dinleyici tarafından, dışarıdan gelir. İkisinde de ortaya çıkan ayak, sonra söyleyeni bağlamış olur.
Vermek bir şeyi karşı tarafa aktarmayı bildirir. Açmak fiilinde ölçüyü koyan da kullanan da âşıktır; vermekte ise ölçü dışarıdan gelir ve âşığa uzatılır. İki fiil bu yüzden iki ayrı sahne kurar.