Anlamı
1) bir işin gerçekleşmesi söz konusuyken gerçekleşmemesi durumunda kullanılan bir söz:
'Zavallıyı az kalsın gırtlağından yakalayıp boğacaktı.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) bir işin gerçekleşmemesi söz konusuyken gerçekleşmesi durumunda kullanılan bir söz:
'Az kalsın açmadan onu da buruşturup atacaktı.' -O. Aysu.
Detaylı Açıklama
Az kaldı, az kalsın biçimiyle de söylenen ve iki yönde kullanılan bir sözdür. Birincisinde bir işin gerçekleşmesi söz konusuyken gerçekleşmemiştir; ikincisinde gerçekleşmemesi söz konusuyken gerçekleşmiştir. Az kalsın biçimi daha sık kurulur; ikisi arasında anlam farkı yoktur. İki kullanımda da sonuç son anda belirlenmiştir. Anlatılan olay çoğu kez küçük bir ayrıntıyla değişmiştir: bir adım, bir saniye, bir el hareketi. Kıl payı, ramak kalmak gibi söyleyişler aynı yakınlığı başka sözcüklerle anlatır. Kalıbın kendisi bir zaman bildirmez; anlattığı şey aradaki yakınlıktır, geçen süre değil. Kalıbın anlattığı an çok kısadır; öncesi ve sonrası ayrıca anlatılır, sözün kendisi o anı büyütür. Ne kadar yaklaşıldığı ise ölçülmez, yalnız sezdirilir.
Örnek Cümleler
- Merdivenden inerken ayağı takıldı, az kaldı yuvarlanıyordu; hepimiz korkudan donduk.
- Az kaldı anahtarı içeride unutuyordum, kapı kapanmadan son anda aldım.
- Trafikte o kadar kaldım ki az kaldı törene yetişemiyordum; kapıdan son anda girdim.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Sonuca bakılır. Birincisinde beklenen şey olmamış, ikincisinde beklenmeyen şey olmuştur. İkisinde de arada kıl payı kalmıştır: olay ya eşiğe kadar gelip geri dönmüş ya da o eşiği ucundan geçmiştir.
Arkasına, olmak üzereyken kalmış bir eylem alır: az kaldı düşüyordum, az kalsın unutacaktım denir. Yüklem -yordu ya da -acaktı ile biter; olumsuzu da aynı biçimde kurulur: az kaldı yetişemiyordum. Kalıp tek başına bırakılmaz.
Çoğu kez korkuyla söylenir; atlatılan tehlike anlatılır. Kimi zaman sevinç de duyulur, çünkü kötü sonuç son anda önlenmiştir. Hangi duygunun ağır bastığını, eşikten dönen olayın ne kadar ağır olduğu belirler.