Anlamı
Azrail büyük küçük demez, eceli gelenin canını alır.
Detaylı Açıklama
Bu atasözü, Azrail'in büyük küçük demediğini, eceli gelenin canını aldığını söyler. Azrail halk inanışında canı alan melektir; atasözü ölümü onun adıyla anar. Atasözü oğul ile uşağı aynı kefeye koyar ve aradaki farkın ölüm karşısında geçmediğini bildirir. Atasözü ölümün sebebini anmaz; yalnız ecelin geldiğini söyler. Söz ölüm, hastalık ve ecel konuşulurken duyulur; halk ağzında yerleşiktir ve ölüm haberiyle birlikte anılır. Söz bir öğüt vermez; olanı bildirir ve karşı çıkılacak bir yanı yoktur. Atasözü ölümün ne zaman geleceğini söylemez, yalnız kimseyi ayırmadığını söyler. Söz ölümün kaçınılmazlığını tartışmaya açmaz; kısa bir cümleyle kurulur ve ağır bir yargı taşır. Kimin öldüğü ve geride ne kaldığı cümlede anlatılır.
Örnek Cümleler
- Genç yaşta gitti; Azrail gelince oğul, uşak sormaz dedi komşular.
- Konağın sahibi de, kapıcısı da aynı hafta öldü; Azrail gelince oğul, uşak sormaz.
- Azrail gelince oğul, uşak sormaz; ne rütbe fayda etti ne servet.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
İkisi de evin içindendir ama konumları ayrıdır: biri evlat, öteki hizmet edendir. Atasözü en yakını ile en uzağı yan yana koyarak arada kalan herkesi de içine almış olur.
Bir seçme, bir ayırma yapılmadığını anlatır. Azrail kimseye kim olduğunu sormaz; sıra, konum, yaş ve yakınlık hesaba katılmaz. Fiil olumsuz kurulduğu için ayrımın hiç yapılmadığı bildirilmiş olur.
Teselli ve hatırlatma bir arada duyulur. Ölüm haberinin ardından söylendiğinde acıyı paylaşır; üstünlük iddiasının konuşulduğu yerde ise onu yumuşatır. Söz sakin bir dille, ses yükseltilmeden söylenir; suçlanacak bir taraf da aranmaz.