Anlamı
1) pek sulu (yemek); 2) karmakarışık.
Detaylı Açıklama
Bu deyim, iki farklı ama yakın çağrışımla kullanılır: Bir şey ya aşırı sulu ve dağınık bir kıvam almıştır ya da her bakımdan karmakarışık hâle gelmiştir. Çorba benzetmesi, sınırları belli olmayan ve toparlanmamış görüntüyü güçlü biçimde verir. Bir konuşma, bir yazı, bir plan ya da gerçekten bir yemek çorba gibi olabilir. Deyimin gücü, düzenin çözülmesini gündelik ve somut bir görüntü üzerinden anlatmasından gelir. Bu yüzden hem mutfakta hem mecazi dilde canlı kalmıştır. Her şeyin birbirine karıştığı, sınırların silikleştiği durumlar bu sözle kolayca anlatılır. Böylece deyim, dağınıklığın hem görüntüsünü hem de yarattığı tatsızlığı birlikte taşır. Toparlanması gereken ama gittikçe dağılan şeyler için çok uygun bir günlük konuşma aracıdır.
Örnek Cümleler
- Pilav diye yaptıkları şey resmen çorba gibi olmuştu.
- Notları öyle dağınıktı ki defter çorba gibi görünüyordu.
- Toplantının sonuna doğru konuşmalar çorba gibi bir hâl aldı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Birincisi fazla sulu ve dağılmış kıvam, ikincisi ise düşünce ya da düzen bakımından karmakarışıklık anlamıdır.
Dağınıklığı, belirsizliği ve toparlanmamış yapıyı eleştirir. Bu yüzden hem mutfakta hem mecazi dilde canlı kalmıştır.
Çünkü herkes çorbanın akışkan ve karışık yapısını kolayca gözünde canlandırabilir. Bu deyim, iki farklı ama yakın çağrışımla kullanılır: Bir şey ya aşırı sulu ve dağınık bir kıvam almıştır ya da her bakımdan karmakarışık hâle gelmiştir.