Deyim

Dağarcığına Atmak Ne Demek?

Anlamı

bir bilgiyi eski bilgilerine katmak, zihnine yerleştirmek.

Detaylı Açıklama

Dağarcığına atmak, öğrenilen bir bilgiyi, duyulan bir sözü ya da kazanılan bir tecrübeyi zihne yerleştirmek anlamında kullanılan bir deyimdir. Buradaki dağarcık, insanın hafızasını ve birikimini temsil eder. Kişi yeni bir bilgiyle karşılaşır, onu unutulup gidecek geçici bir ayrıntı olarak bırakmaz; kendi iç dünyasına, aklına ve tecrübesine katar. Bu yüzden deyim yalnız öğrenmeyi değil, öğrenileni sahiplenmeyi ve içselleştirmeyi anlatır. Özellikle eğitim, sohbet, ustalık ve gözlem yoluyla kazanılan bilgiler için çok uygundur. Söyleyişte sıcak bir birikim duygusu vardır. İnsanın gördüğünü, işittiğini ve düşündüğünü kendi zihin torbasına eklemesi gibi canlı bir mecaz kurar. Deyim, duyulan ya da öğrenilen şeyin hemen kullanılmasa bile ileride değerlendirilmek üzere bir kenara konduğunu anlatır.

Örnek Cümleler

  1. Ustanın ağzından çıkan her sözü dikkatle dinleyip hepsini bir bir dağarcığına atıyordu.
  2. Gezdiği şehirlerde karşılaştığı küçük ayrıntıları bile dağarcığına atmayı çok severdi.
  3. Kitaptan okuduğu her notu hemen ezberlemese de zamanla dağarcığına atmış oldu.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Çünkü sadece duymayı ya da ezberlemeyi değil, edinilen bilgiyi kişisel birikime katmayı anlatır. Böylece öğrenmenin süreklilik ve içselleştirme boyutunu öne çıkarır. Deyim bu yönüyle, bilginin gelip geçici olmadığını, kişiliğe karışan bir birikime dönüştüğünü hissettirir.

Dağarcık burada zihni, hafızayı ve insanın biriktirdiği kültürel malzemeyi temsil eder. Yani somut bir torba değil, öğrenilmiş şeylerin toplandığı içsel bir alan düşünülür. Bu temsil, öğrenmenin sadece duymak değil, içerde yer açıp saklamak anlamına geldiğini de gösterir.

Usta-çırak ilişkilerinde, ders anlatımında, seyahat tecrübelerinde, kitap okumada ve gözlem yoluyla öğrenilen durumlarda çok yerinde durur. Çünkü hepsinde bilgi zamanla kişisel sermayeye dönüşür. Çünkü bu alanların hepsinde bilgi hemen harcanmaz; zamanla değer kazanan içsel bir birikime dönüşür.