Anlamı
1) gücü kalmayarak bir işi daha ileri götüremeyecek duruma gelmek:
'Konya'ya döndüğüm vakit benim motor, dama Erol Efendi, dedi. Kıtipiyoz bir tamirhaneye verdim.' -A. Gündüz. 2) tükenmek:
'Konyak şişesi dama dedi.' -H. R. Gürpınar.
Detaylı Açıklama
Dama demek, bir şeyin gücünün tükenmesi, artık ileriye gidememesi ya da bitme noktasına gelmesi anlamında kullanılan bir deyimdir. İnsan için kullanıldığında yorgunluk ve mecalsizlik, eşya için kullanıldığında ise tükenme ve sona yaklaşma anlamı öne çıkar. Bu yüzden hem canlı hem cansız varlıklar için kullanılabilen esnek bir ifadedir. Araba, motor, içki şişesi, para, nefes ya da insan takati bu sözle anlatılabilir. Deyimin etkisi, ilerleyişin bir duvara dayanmış gibi kesilmesinden gelir. Gündelik dilde özellikle yorgunluk ve tükeniş anlatımında canlıdır. Bir şeyin artık son sınırına geldiğini kısa, sert ve akılda kalıcı biçimde duyurur. Bu nedenle ani duruşları ve enerjisi biten hâlleri anlatırken çok yerli yerine oturur.
Örnek Cümleler
- Akşama kadar koşturunca ben dama dedim, bir adım daha atamadım.
- Eski motor yokuşta dama deyince hepimiz inip itmek zorunda kaldık.
- Misafirler bitip tükenmeyince evdeki bütün erzak neredeyse dama dedi, mutfakta bir şey kalmadı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Çünkü deyimin merkezinde ortak bir tükeniş hissi vardır. İster insanın takati olsun ister makinenin gücü ya da şişedeki içki, hepsi için artık devam edecek güç kalmadığı anlamı rahatça kurulabilir.
Özellikle zorlama sonunda birden kesilen enerji anlarında çok canlı duyulur. Yokuşta duran araç, yorulup çöken insan ya da dibine gelmiş bir kaynak, bu sözün etkisini güçlü biçimde taşır.
Darlık çekmek daha uzun süreli bir sıkıntıyı anlatabilir. Dama demek ise belirli bir anda sınırın dolduğunu, artık ilerleyememe ya da tükenme noktasına gelindiğini birdenbire duyurur.