Deyim

Dik Dik Bakmak Ne Demek?

Anlamı

çok sert bir biçimde, sert sert, öfkeli öfkeli bakmak:
'Karşı sıradaki bıyıklı adam gelmiş yanında duruyor, dik dik bakıyordu.' -R. Mağden.

Detaylı Açıklama

Dik dik bakmak, birine sert, öfkeli, sorgulayıcı ya da rahatsız edici biçimde uzun uzun bakmak anlamında kullanılan çok canlı bir deyimdir. Buradaki tekrar, bakışın hem yoğunluğunu hem de rahatsız ediciliğini güçlendirir. Söz yalnız göz hareketini değil, bakışın taşıdığı duyguyu da anlatır. İnsan bazen susar ama dik dik bakarak öfkesini, kızgınlığını, küçümsemesini ya da kuşkusunu belli eder. Bu yüzden deyim beden diliyle çok ilgilidir. Gündelik dilde tartışma, huzursuzluk, kıskançlık ya da sorgulama anlarında çok doğal durur. Bakışın söz yerine geçtiği anları yakalar. Basit 'baktı' fiilinden çok daha güçlüdür; çünkü karşı tarafa yüklenen baskıyı ve bakışın sertliğini açıkça hissettirir. Bu ifade, sıradan bir bakışı değil karşı tarafı rahatsız edecek kadar yoğun ve anlam yüklü bir bakışı canlandırır.

Örnek Cümleler

  1. Sözünü bitirince masadaki herkes ona anlamlı anlamlı dik dik bakmaya başladı.
  2. Kapıdan giren yabancı kadına dik dik baktığı için yanındaki arkadaşı onu uyardı.
  3. Hiç konuşmadan kollarını kavuşturup uzun dakikalar boyunca karşısındakine dik dik baktı.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Çünkü tekrar yapısı ve kullanım bağlamı, bakışa sertlik ve baskı katar. Böylece göz hareketi tek başına değil, öfke ya da rahatsızlıkla birlikte algılanır. Bu yüzden söz, gündelik dilde yalnız durumu adlandırmaz; ilişkiyi, gerilimi ve sonucun nasıl hissedildiğini de birlikte düşündürür.

Sessizliğin yoğun olduğu, taraflar arasında gerilim bulunduğu ve bakış uzun sürdüğü durumlarda tehdit gibi hissedilir. Çünkü söz olmadan baskı kurma etkisi oluşur. Bu yüzden söz, gündelik dilde yalnız durumu adlandırmaz; ilişkiyi, gerilimi ve sonucun nasıl hissedildiğini de birlikte düşündürür.

Herkes sert bakışın yarattığı rahatsızlığı tanır. Deyim de bu evrensel beden dili deneyimini çok kısa ama çok güçlü biçimde adlandırır. Bu yüzden söz, gündelik dilde yalnız durumu adlandırmaz; ilişkiyi, gerilimi ve sonucun nasıl hissedildiğini de birlikte düşündürür.