Deyim

Dikte Etmek Ne Demek?

Anlamı

1) yazdırmak için söylemek:
'Şimdi sana bir mektup dikte edeceğim.' -H. E. Adıvar. 2) mec. birine isteklerini zorla kabul ettirmek.

Detaylı Açıklama

Dikte etmek, birine yazdırmak için söylemek ya da mecazen kendi istek ve kararlarını başkasına zorla kabul ettirmek anlamında kullanılan iki yönlü bir deyimdir. İlk anlamında öğretim, sekreterlik ve resmî yazışma alanlarında doğal bir kullanım taşır. İkinci anlamında ise güç ilişkisi belirginleşir; bir taraf kendi iradesini karşı tarafa dayatır. Bu çift kullanım deyimi çok işlevli kılar. Yazdırma anlamında nötr olabilir, dayatma anlamında ise sert ve eleştirel bir tona bürünür. Gündelik dilde çoğu zaman ikinci anlam daha dikkat çekicidir; çünkü insanlar baskıcı tavrı 'dikte etmek' diye adlandırır. Böylece söz, yalnız kelime söylemek değil, irade zoruyla yön vermek anlamı da kazanır. Yönetim ve ilişki dilinde güçlü karşılığı olan bir ifadedir.

Örnek Cümleler

  1. Sekreterine odasında oturup sakin sakin uzun bir mektup dikte etti.
  2. Kimseye kendi hayatını ve tercihlerini dikte etmeye hakkın yok dedi.
  3. Kararları ortaklaşa almak yerine herkese kendi fikrini zorla dikte etmeye çalışıyor.

Kökeni ve Hikayesi

Batı dillerindeki 'dictate' fiilinden Türkçeye geçen kullanım, yazdırma ve dayatma anlamlarını birlikte taşır.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Her iki anlamda da bir içerik dışarıdan başka birine yönlendirilir. Biri yazıya geçirilir, diğeri davranışa ya da karara zorla kabul ettirilir. Bu yüzden söz, gündelik dilde yalnız durumu adlandırmaz; ilişkiyi, gerilimi ve sonucun nasıl hissedildiğini de birlikte düşündürür.

Çünkü burada yalnız söylemek değil, karşı tarafın iradesini bastırarak kabul ettirme vardır. Bu da sözü doğrudan güç ve baskı alanına taşır. Bu yüzden söz, gündelik dilde yalnız durumu adlandırmaz; ilişkiyi, gerilimi ve sonucun nasıl hissedildiğini de birlikte düşündürür.

Eşitlik beklenen dostluk, evlilik, ortaklık ve çalışma ilişkilerinde sorunlu hâle gelir. Çünkü böyle alanlarda dayatma, karşılıklı saygıyı zedeler. Bu yüzden söz, gündelik dilde yalnız durumu adlandırmaz; ilişkiyi, gerilimi ve sonucun nasıl hissedildiğini de birlikte düşündürür.