Anlamı
1) ısıtmak, kızgın duruma getirmek:
'Güneş, bütün gün enselerinde boza pişirmiş, vücutlarının teri mintanlarının üstüne çıkmıştı.' -H. Taner. 2) birini çok üzmek, tedirgin etmek:
'İhtiyarlık kepaze şey... Şimdi çocuk evde ensemde boza pişiriyor.' -R. N. Güntekin. 3) birini bir işi yapıp bitirmesi için sürekli sıkıştırmak.
Detaylı Açıklama
"Ensesinde boza pişirmek" deyimi, birini çok sıkıştırmak, sürekli başında durmak, rahat vermemek ve işi bitirsin diye durmadan baskı yapmak anlamında kullanılır. Deyimin sıcaklık ve bunaltı çağrıştıran yapısı, baskının yoğunluğunu güçlü biçimde hissettirir. Kimi kullanımlarda birini çok üzmek, tedirgin etmek ya da adeta nefes aldırmamak da bu ifadeye dâhildir. Bu yüzden söz hem fiziksel yakın takibi hem de psikolojik baskıyı aynı anda anlatabilir. Özellikle aile içinde, iş yerinde ve borç-alacak ilişkilerinde sık duyulur. Buradaki mecaz, baskının sıradan bir hatırlatma olmadığını, kişiyi bunaltan ve üzerinde sürekli ağırlık kuran bir hâl aldığını düşündürür. Kısacası ensesinde boza pişirmek, bir kimseyi sürekli yoklayarak, sıkıştırarak ve bunaltarak hareket etmeye zorlamayı anlatan canlı bir deyimdir.
Örnek Cümleler
- Patron teslim tarihi yaklaşınca hepimizin ensesinde boza pişirdi.
- Borç isteyen akrabası öyle ensesinde boza pişirdi ki adam evden çıkamaz oldu.
- Sınav haftasında annesi çocuğun ensesinde boza pişirdi, bir dakika rahat bırakmadı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Çünkü bunaltı ve sıcaklık duygusunu çok somut bir görüntüyle verir. Böylece baskının hafif değil, sürekli ve rahatsız edici olduğu hemen çok açık anlaşılır burada zaten.
Aile içinde, iş yerinde, alacak verecek meselelerinde ve bir işi bitirmesi için birinin üzerine çok gidildiği durumlarda duyulur. Bu alanlarda baskı ilişkisi belirgindir açıkça burada.
Takip etmek nötr olabilir; ensesinde boza pişirmek ise sıkıştırıcı, bunaltıcı ve yorucu bir baskıyı anlatır. Yani işin duygusal ağırlığı çok daha yüksektir burada açıkça gerçekten.