Anlamı
1) görmek, seçmek:
'Boğaz'ın sisle kaplı olduğunu ancak ön güvertede bir yer bulup oturunca fark etmişti.' -A. İlhan. 2) anlamak, sezmek:
'Öç almanın fırsatını yakalamış gibi konuştuğunu fark etti.' -T. Buğra. 3) değişmek, başkalaşmak; 4) ayırt etmek:
'Konuşma kesilmiyor, şimdi yabancı sesleri daha iyi fark etmekteyim.' -R. H. Karay.
Detaylı Açıklama
Fark etmek, görmek, seçmek, ayırt etmek, sezmek ve bazen de değişikliği kavramak anlamlarını taşıyan çok yönlü bir deyimdir. Kaynak anlamda yer alan bütün kullanım katmanları, bu sözün yalnız gözle görmeye değil, zihinsel uyanışa da bağlı olduğunu gösterir. İnsan bazen bir ayrıntıyı fark eder, bazen karşısındakinin niyetini, bazen de ortamda değişen havayı fark eder. Bu yüzden söz hem fiziksel algıya hem de düşünsel çözümlemeye dayanır. Gündelik dilde çok sık kullanılması, geniş anlam alanından kaynaklanır. Kısacası fark etmek, görünürde duran ama henüz bilince taşınmamış şeyi seçip anlamlandırma anını anlatan temel ve güçlü bir kullanım birimidir. Bu genişlik, deyimi gündelik dilin merkezine yerleştirir.
Örnek Cümleler
- Perdenin aralığından sızan ışığı ancak sabaha karşı fark etti.
- Konuşmasındaki kırgınlığı herkes değil, yalnız annesi fark etti.
- Zamanla şehirdeki sessiz değişimi fark etmek daha da kolaylaştı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Çünkü fark etmek yalnız çıplak algıyı anlatmaz. Kişi bir ayrıntıyı görür, sonra onun anlamını çözer; söz bu iki aşamayı birlikte rahatça taşıyabilir. ve kavrayış boyutunu da öne çıkarır.
İkisi çok yakındır. Fark etmek daha genel ve yaygın kullanım taşırken, farkına varmak çoğu zaman zihinsel idrak ve bilinç kazanma yönünü biraz daha belirginleştirir açıkça.
Hayır, niyet, duygu, değişim, tehlike, fırsat ve anlam gibi doğrudan görülmeyen şeyler için de kullanılır. Bu esneklik, sözü günlük dilde çok güçlü kılar. ve kullanım alanını iyice genişletir.