Anlamı
gözleri yaşararak çevreyi bulanık görmek.
Detaylı Açıklama
Gözleri buğulanmak, gözlerin yaşla dolması yüzünden bakışın bulanıklaşması ve kişinin çevreyi net seçememesi anlamında kullanılan etkili bir deyimdir. Bu söz yalnız fiziksel bir görüntü değişikliğini anlatmaz; çoğu zaman duygulanma, hüzün, özlem, kırgınlık ya da sevinçten gelen yaşarmayı da beraberinde taşır. Buğulanmak kelimesi, bakışın üstüne ince bir perde inmiş gibi bir etki kurar. Böylece gözlerdeki yaş ile içteki duygunun dışa vurumu aynı anda hissedilir. Gözleri buğulanmak, ağlamanın eşiğine gelinen ama çoğu zaman henüz tam taşmayan anları anlatmakta özellikle güçlüdür. Bu yüzden anlatımda incelik ve duygusal yoğunluk sağlar. İnsan hâllerini göz üzerinden betimleyen Türkçe deyimler arasında çok canlı, çok duyarlı ve sahne kurma gücü yüksek bir ifadedir.
Örnek Cümleler
- Annesinin sesini duyunca birden gözleri buğulandı sessizce orada hemen yine.
- Eski mektubu okuyunca gözleri buğulandı, bir süre konuşamadı sonra iyice.
- Sahnedeki veda anında salondakilerin çoğunun gözleri buğulandı hemen orada birlikte.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Çünkü bu deyim doğrudan ağlamayı değil, gözlerin yaşla dolmaya başladığı o ara hâli anlatır. Duygunun tam taşmadan önceki titrek ve yoğun anını daha incelikli verir.
Hüzün, özlem, sevinç, mahcubiyet, kırgınlık ve derin duygulanma ile birlikte kullanılabilir. Ortak nokta, içteki duygunun gözlerde belirgin, nemli ve oldukça derin bir bulanıklık yaratmasıdır çoğu zaman.
İki deyim yakındır; ancak gözleri buğulanmak bakışın bulanıklaşmasını daha çok öne çıkarır. Gözleri dolmak ise ağlamaya yaklaşan duygulanmanın kendisini çok daha belirgin biçimde doğrudan hissettirir.