Anlamı
bir kimseye 'nasılsınız, ne durumdasınız' anlamında nezaket sorusu yöneltmek:
'Karşılıklı oturdular, hâl ve hatır sordular, sonra sustular.' -R. H. Karay. 'Rapor almışsa, çiçekler, kolonyalar getirir, hâlimizi hatırımızı sorar, moral verir.' -M. İzgü.
Detaylı Açıklama
Hâl hatır sormak, bir kişiye nasıl olduğunu, ne durumda bulunduğunu ve keyfinin yerinde olup olmadığını nezaketle sormak anlamına gelir. Bu ifade yalnız bilgi alma amacı taşımaz; ilgi, yakınlık ve sosyal incelik gösterisi olarak da önemli bir yer tutar. İnsan bazen bir hastayı ziyarette, bazen komşuyla karşılaşınca, bazen de uzun süredir görmediği bir tanıdığıyla buluştuğunda hâl hatır sorar. Sözün içinde sıcaklık ve değer verme duygusu vardır. Bu nedenle yalnız dilsel bir kalıp değil, aynı zamanda ilişkiyi diri tutan bir toplumsal davranış biçimidir. Hâl hatır sormak, ilgilenmenin en temel ve en sade biçimlerinden biri sayılır. Böylece günlük hayatta insanı insana bağlayan küçük ama anlamlı temasları görünür kılan yerleşik bir deyim olarak değer taşır.
Örnek Cümleler
- Kapıyı çalar çalmaz yaşlı komşunun hâl hatır sormak ihmal etmedi önce.
- Uzakta olsa da her hafta annesini arayıp hâl hatır sormak alışkanlığı var.
- Toplantıdan önce müdür herkesle tek tek hâl hatır sormak istedi yine.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Hâl hatır sormak, bir kişinin durumunu nezaketle öğrenmeye çalışmayı ve ona değer verdiğini hissettirmeyi anlatır. İlgi ve sosyal incelik birlikte bulunur. Değer verme duygusu öne çıkar.
Çünkü burada asıl önemli olan çoğu zaman cevabın kendisi değil, karşı tarafa yöneltilen ilgi ve yakınlık duygusudur. Söz ilişkiyi canlı tutar. Yakınlığı görünür kılar. Gönül bağı böyle korunur.
Ziyaretlerde, telefon konuşmalarında, komşuluk ilişkilerinde, hastalık hâllerinde ve uzun süre görüşülmeyen tanıdıklarla karşılaşmalarda sık kullanılır. Samimiyet taşır. Sosyal incelik burada belirleyicidir. Samimiyet yönü de yüksektir.