Anlamı
1) bir işin sorumluluğunu yüklenmek:
'Hesap verin bakalım, nerelerde sürtüyordunuz bu saatlere kadar?' -R. N. Güntekin. 2) herhangi bir davranışın sebebini açıklamak, anlatmak:
'Evvela, sana birkaç haftadır mektup yazamayışımın hesabını vereyim.' -R. N. Güntekin.
Detaylı Açıklama
Hesap vermek deyimi, bir işin sorumluluğunu yüklenmek, yaptığı davranışın nedenini açıklamak ve gerektiğinde savunmasını yapmak anlamında kullanılır. Bu söz, yalnız bilgi sunmayı değil, eylemin sonuçlarını sahiplenmeyi de anlatır. İnsan bir kuruma, ailesine, topluma ya da vicdanına hesap verebilir. Bu nedenle deyim hem resmi hem kişisel alanlarda güçlü karşılık bulur. Hesap vermek, sorumsuzca davranmanın karşısına sorumluluk ilkesini koyar. Söylenişinde ciddiyet, açıklık ve cevap yükümlülüğü vardır. Kısacası hesap vermek, yapılan işin gerekçesini ve sonucunu sahiplenerek açıklamayı anlatan güçlü ve temel bir deyimdir. Bu yüzden hesap vermek, yalnızca sorguya çekilmek değil, yapılan işin gerekçesini açıkça ortaya koyarak sorumluluğu üstlenmek anlamına da gelir. Böylece söz, denetlenebilir olmanın önemini açıkça belirtir.
Örnek Cümleler
- Müdür, geciken iş için yönetim kuruluna hesap vermek zorunda kaldı.
- Bu paranın nereye gittiğini kurul önünde hesap vermek zorunda kaldı.
- Toplum önünde görev alan herkes yaptığı iş için açıkça hesap vermek durumundadır.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Çünkü hesap vermekte eylemin sahiplenilmesi ve sonucunun kabul edilmesi vardır. İnsan yalnız bilgi sunmaz; aynı zamanda yaptığı işin yükünü de üstlenmiş olur. Hesap vermek, bir işin sonucu, harcanan para ya da alınan karar konusunda ilgili kişilere açık ve gerekçeli açıklama yapmak demektir.
Siyaset, kurum yönetimi, aile ilişkisi, iş hayatı ve kamu sorumluluğu alanlarında en güçlü kullanımını bulur. Çünkü bu alanlarda davranış ile sonuç arasındaki bağ açık biçimde sorgulanır.
Çünkü hesap vermek, yetki kullanan kişinin keyfî davranamayacağını hatırlatır. Bir karar alındığında onun gerekçesi ve sonucu karşısında durabilmek, bu sözün merkezindeki ilkedir. Bu yüzden deyim, özellikle yöneticilik, kamu görevi, aile sorumluluğu ve ortak işlerde denetlenebilir olmayı vurgulayan güçlü bir kullanım taşır.