Deyim

İçi Cız Etmek Ne Demek?

Anlamı

ansızın içi sızlamak:
'Otuz sayfa okurum diye umduğum koca bir günün sonunda zar zor üç sayfa okuyabildiğimi anımsayınca içim cız etti.' -N. Cumalı.

Detaylı Açıklama

İçi cız etmek deyimi, ansızın içinin sızlamasını, bir anda kısa ama keskin bir acı veya pişmanlık hissetmesini anlatır. 'Cız' onomatopesi kızgın bir yüzeye değen damlanın çıkardığı sesi taklit eder; tıpkı o ses gibi acı da ani, kısa ve yakıcıdır. Kişi bir kayıp fark ettiğinde, yapılmamış bir şeyi hatırladığında veya kaçırdığı bir fırsatı düşündüğünde içi cız eder. Deyim, uzun süren derin bir üzüntüden çok, o ilk farkındalık anındaki keskin sızıyı betimler. Pişmanlık, fırsat kaçırma, küçük bir kayıp veya unutulmuş bir görev bu duyguyu tetikleyebilir. Ses taklitçi yapısı deyimi çok canlı kılar; 'cız' sesi duyulduğunda hem yanma hem de sızlama aynı anda hissedilir. Günlük konuşmada çok doğal biçimde kullanılır ve karşıdaki kişi o duyguyu anında tanır çünkü herkes bu keskin iç sızlamasını yaşamıştır.

Örnek Cümleler

  1. Otuz sayfa okurum diye umduğum koca bir günün sonunda üç sayfa okuyabildiğimi anımsayınca içim cız etti.
  2. Eski sınıf arkadaşının vefat haberini duyunca bir an içi cız etti, yıllar önce arayıp sormamıştı.
  3. Çantasını açınca anahtarın evde kaldığını fark etti, içi cız etti.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Onomatope yani ses taklitçi bir sözcüktür ve kızgın bir yüzeye temas eden damlanın çıkardığı sesi yansıtır. Bu ses hem ani hem de yakıcıdır; tıpkı duygunun kendisi gibi. Ses ve anlam arasındaki bu uyum deyimi çok güçlü kılar çünkü kişi sözü duyduğunda o sızıyı fiziksel olarak hisseder.

'İçi sızlamak' daha uzun süreli ve derin bir üzüntüyü anlatır; kişi bir süre boyunca o acıyı taşır. 'İçi cız etmek' ise çok daha anlık ve kısadır; bir flaş gibi gelir ve geçer ama ardında bir iz bırakır. Biri kronik, diğeri akut bir acıdır denilebilir.

Kaçırılan fırsatlar, yapılmamış telefon aramaları, söylenmemiş sözler ve küçük ama telafisi zor kayıplar bu duyguyu en sık tetikler. Büyük felaketlerden çok günlük hayatın küçük pişmanlıkları insanın içini cız ettirir; çünkü kişi 'keşke yapsaydım' duygusuyla yüzleşir.