Anlamı
1) içi sürmek; 2) bir şeyi yapmayı veya elde etmeyi çok istemek:
'Gençtim, güzeldim, düzgüne, rastığa, janjanlı çoraba benim de içim gidiyordu.' -A. Gündüz.
Detaylı Açıklama
İçi gitmek deyimi iki anlamda kullanılır. Birincisi ishale tutulmak, karın ağrısıyla birlikte sürmektir; fiziksel bir rahatsızlığı betimler. İkincisi ve mecazi anlamı ise bir şeyi yapmayı veya elde etmeyi çok istemek, iştahla arzulamaktır. İkinci anlam günlük dilde çok daha yaygın ve canlıdır: bir yemeğin, bir kıyafetin, bir yolculuğun veya bir deneyimin cazibesine kapılan kişi 'içi gidiyor' der. Bu kullanımda bastırılamaz bir istek, tutku ve arzu tonu vardır; kişi o şeye karşı kendini tutamaz. 'Gitmek' fiili burada kişinin kontrolünün dışına çıkmayı, o arzunun peşinde sürüklenmeyi simgeler. Özellikle kadınların konuşma dilinde vitrin önlerinde, yemek masalarında ve alışveriş sırasında bu deyim çok doğal biçimde duyulur.
Örnek Cümleler
- Vitrine koyulan o elbisenin yanından her geçişte içi gidiyordu, sonunda dayanamayıp aldı.
- Gençtim, güzeldim, süse püse içim gidiyordu ama param yoktu.
- Çocuğun gözleri dondurma tezgâhına takıldı, içi gidiyordu resmen.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Çünkü bastırılmış arzuyu çok somut biçimde anlatır. Kişi o şeyi sadece istemez, adeta ona doğru çekilir; 'gitmek' fiili bu çekilmeyi, kontrolün yitirilmesini mükemmel biçimde aktarır. Duygunun fizikselliği deyimi çok canlı ve paylaşılabilir kılar.
Evet ama daha çok kırsal kesimde ve yaşlı nesilde duyulur. Şehirli genç nesil bu anlam için 'karnım bozuldu' veya 'ishal oldum' gibi daha doğrudan ifadeler tercih eder. Mecazi anlam ise her kesimde canlı biçimde yaşamaya devam etmektedir.
Hayır, bir yolculuk hayali, bir kariyer hedefi veya bir ilişki de kişinin 'içini götürebilir'. Ancak en yaygın kullanımı somut ve anlık arzulardır: yiyecek, giyecek, aksesuar gibi. Soyut hedefler için kullanımı daha nadirdir ama dil bunu engellenmez.