Anlamı
1) bir kimse veya kuruluş için mahkeme kararıyla anaparasını yitirdiği açıklanmak, batmak:
'Ayna ithal edermiş, sonra iflas etmiş, az buçuk oynatmış.' -S. F. Abasıyanık. 2) mec. düşünce, iddia, tez, kimse vb. yenilgiye uğramak, değeri düşmek.
Detaylı Açıklama
İflas etmek deyimi, bir kişi ya da kuruluşun borçlarını karşılayamaz duruma düşmesi, malî olarak batması anlamına gelir. Bunun yanında mecaz kullanımda bir düşüncenin, iddianın, tezinin ya da kişinin değer kaybedip çökmüş sayılması da iflas etmekle anlatılır. Bu nedenle deyim yalnız para ilişkisiyle sınırlı değildir; itibarsızlaşma ve tükeniş duygusunu da taşır. Bir şirket gerçek anlamda iflas edebilir, bir görüş ise yaşanan gelişmeler karşısında mecazen iflas edebilir. Cümlede kullanıldığında, ağır bir başarısızlık ve geri dönmesi zor bir düşüş hissedilir. Deyim sert ama açıklayıcıdır; durumun kurtarılması güç bir noktaya geldiğini sezdirir. Kısacası iflas etmek, maddi ya da mecazi anlamda çöküşü belirgin bir ağırlıkla dile getiren yerleşik ve güçlü bir deyimdir.
Örnek Cümleler
- Plansız büyüyen şirket birkaç yıl içinde iflas etti sonunda.
- Bu parlak görünen fikir ilk krizle birlikte adeta iflas etti resmen.
- Kötü yönetilen dükkânın bir gün iflas edeceği herkesçe konuşuluyordu.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Hayır, hukuki ve ticari yönü güçlü olsa da mecaz anlamı da çok yaygındır. Bir düşüncenin, bir iddianın ya da bir kişinin güvenilirliğinin çökmesi de iflas etmek sözüyle anlatılabilir.
Mecaz kullanımda maddi batış değil, değer kaybı ve çöken iddia vurgulanır. Bir görüşün işe yaramaz hâle gelmesi ya da bir kişinin inandırıcılığını yitirmesi bu sözle güçlü biçimde ifade edilir.
Sıradan başarısızlığın ötesinde, toparlanması zor bir çöküş ağırlığı getirir. Dinleyen kişi yalnız küçük bir kayıp değil, temel dayanakların sarsıldığı ciddi bir kırılma sezer hemen orada.