Deyim

Küçük Görmek Ne Demek?

Anlamı

değer, önem vermemek:
'Bütün bu fânilikleri küçük görerek bunları ancak gönül oyalayıcı şeyler diye telakki ettiklerini gösteriyordu.' -A. Ş. Hisar.

Detaylı Açıklama

"Küçük görmek" deyimi, bir kişiyi, düşünceyi ya da nesneyi yeterince değerli, önemli ya da büyük bulmamak; onu hafife almak ya da önemsizleştirmek anlamına gelir. Kişi ya da şeyin gerçek değerinin altında bir konum biçmek, onu layık görmek yerine küçümseyerek geçiştirmek bu deyimde özetlenir. Ahmet Şinaşi Hisar'ın eserlerinde yer bulan bu deyim, özellikle kişilerin fani şeyleri, dünyevi değerleri ya da başkasının emeğini ve varlığını küçümsemesi bağlamında kullanılmıştır. Deyim hem nesnel değerlendirme hem de subjektif küçümseme anlamı içerebilir. Ahmet Şuayıp Hisar eserlerinde dünyevi şeyleri küçük görmeyi bir yaşam felsefesi olarak aktarmıştır. Deyim hem olumlu bir tevazu anlamında hem de olumsuz bir küçümseme anlamında kullanılabilir.

Örnek Cümleler

  1. Bir işi küçük görmeden önce o işin ne kadar emek gerektirdiğini düşünmek gerekir.
  2. Rakibini küçük gördüğü için yeterince hazırlanmadı ve büyük bir yenilgi aldı.
  3. Hayatın küçük görünen anlarını küçük görmemek gerekir; asıl mutluluk onlarda saklıdır.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

İki deyim de birbiriyle yakın anlamlıdır; ancak "küçük görmek" daha çok kişiyi ya da şeyi değersiz bulmayı, onun gerçek önemine dair bir yargı taşımayı ifade eder. "Hafife almak" ise genellikle bir tehdidin, görevin ya da durumun ciddiyetini göz ardı etmeyi, gerekli önemi vermemeyi anlatır. Bağlama göre aralarındaki nüans belirginleşir.

Hayır, bazen kişi farkında olmadan ya da bilinçsizce başkasını küçük görebilir. Sosyal önyargılar, kültürel koşullanmalar ya da yanlış değerlendirmeler sonucunda da gerçekleşebilen bir tutumdur. Kasıtlı ya da kasıtsız olması, deyimin taşıdığı olumsuzluk yükünü değiştirmez.

Evet, deyim hem başkasını hem de kendini küçük görmek anlamında kullanılabilir. "Kendini küçük görmek" ise öz-değer duygusunun düşük olduğunu, kişinin kendi yetkinliklerine ve değerine inanmadığını ifade eder; psikolojik açıdan öz-saygı eksikliğiyle ilişkilendirilir.