Anlamı
göz değmek:
'Hele marangoz Halil'in gözünü de denemiş. Nazara gelmemek için kendi kendine okuyup üflüyor, nerede tahta görürse tak tak vuruyor.' -H. Taner.
Detaylı Açıklama
Nazara gelmek, göz değmek, nazar değmek anlamına gelen bir deyimdir. Birinin kıskanç, hayranlık dolu veya olumsuz bakışlarının kişiye ya da nesneye zarar verdiğine inanılan durumu ifade eder. "Nazar değmek" ile eş anlamlıdır ancak "nazara gelmek" daha edebi ve geleneksel bir kullanıma sahiptir. Halk inancında güzel, sağlıklı, başarılı veya göze çarpan her şey nazara gelebilir. Aniden hastalanma, işlerin bozulması veya beklenmeyen aksilikler nazara gelmeyle açıklanır. Bu inanç Anadolu'da çok köklüdür ve günlük dilde, edebiyatta, hatta modern yaşamda bile canlılığını sürdürmektedir. Nazardan korunmak için nazar boncuğu, dua, tütsü ve kurşun döktürme gibi geleneksel yöntemler uygulanır. Halit Taner'in eserlerinde nazara gelmemek için yapılan halk uygulamaları mizahi bir tonla aktarılarak Anadolu insanının inançlarının edebiyata yansıması somutlaştırılır.
Nazara Gelmek Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?
- Marangoz Halil'in gözünü de denemiş, nazara gelmemek için okuyup üflüyordu.
- Küçük bebek bir haftadır sürekli huysuzlanıyordu, annesi nazara geldiğinden şüpheleniyordu.
- İşler tıkırında giderken birdenbire bozulmaya başlayınca hep birlikte 'nazara geldik' dedik.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Anlam bakımından aynıdır; ikisi de göz değmesini ifade eder. Yapısal fark, eylemin yönündedir: nazar değmek dışarıdan gelen bir etkiyi, nazara gelmek ise kişinin o etkiye maruz kalmasını vurgular. Nazara gelmek daha edebi ve eski kullanıma sahipken nazar değmek günlük dilde daha yaygındır.
Anadolu geleneğinde pek çok korunma yöntemi vardır. Nazar boncuğu takmak, üzerlik otu yakıp tütsülemek, kurşun döktürmek, dua okumak ve "maşallah" demek en yaygın yöntemlerdir. Ayrıca güzel veya başarılı şeyleri fazla göstermemek, övgülerde "maşallah" eklemek de nazardan korunma stratejileri arasındadır.
Türk edebiyatında köy ve kasaba hayatını anlatan eserlerde sıkça karşılaşılır. Halit Taner'in eserlerinde nazara gelmemek için yapılan halk uygulamaları mizahi bir tonla aktarılır. Reşat Nuri Güntekin ve Yaşar Kemal'in romanlarında da Anadolu insanının nazar inancı toplumsal bir gerçeklik olarak işlenir.