Atasözü

Ne Yavuz Ol Asıl ne Yavaş Ol Basıl Ne Demek?

Anlamı

olumlu veya olumsuz konularda aşırıya kaçmak seni zor durumda bırakır; ne büyük ceza görecek kadar atılgan, dikbaşlı ol ne de herkes seni ezecek kadar yumuşak başlı ol.

Detaylı Açıklama

Ne yavuz ol asıl ne yavaş ol basıl, davranışlarda aşırılıktan kaçınmayı, dengeli ve ölçülü olmayı öğütleyen bir atasözüdür. "Yavuz" cesur, sert ve atılgan; "yavaş" ise yumuşak başlı ve uysal demektir. "Asıl" büyük ceza görmek, "basıl" ise ezilmek anlamına gelir. Atasözü, ne aşırı sert olup başını belaya sokacak kadar atılgan ol ne de aşırı yumuşak olup herkesin ezdiği biri ol demektir. Orta yolu tutmayı, dengeli davranmayı salık verir. İslam ahlakındaki "vasat ümmet" (dengeli topluluk) anlayışıyla da örtüşen bu ilke, Türk toplumsal ahlakında önemli bir yere sahiptir. Hem kişisel ilişkilerde hem de toplumsal konumda aşırıların tehlikelerini vurgulayan bu atasözü, ölçülülüğün erdem sayıldığı geleneksel anlayışın en çarpıcı ifadelerinden biridir ve hemen her duruma uygulanabilecek evrensel bir denge öğüdü sunar.

Ne Yavuz Ol Asıl ne Yavaş Ol Basıl Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?

  1. İş yerinde ne çok çıkışçı ol ne de hep sessiz kal; ne yavuz ol asıl ne yavaş ol basıl.
  2. Çocuğunu yetiştirirken ne yavuz ol asıl ne yavaş ol basıl, denge her şeyin anahtarı.
  3. Dedem kavga eden iki komşuya "Ne yavuz ol asıl ne yavaş ol basıl" diye öğüt verirdi.

Kökeni ve Hikayesi

"Yavuz" ve "yavaş" kelimeleri Eski Türkçe kökenlidir. "Asılmak" idam edilmek, "basılmak" ezilmek anlamına gelir. Atasözü, Türk devlet geleneğinde hem hükümdarlara hem halka yönelik bir denge öğüdü olarak yüzyıllardır aktarılmaktadır.

Diğer Atasözleri ve Deyimler

Sıkça Sorulan Sorular

"Asılmak" eski Türkçede idam edilmek, ağır ceza görmek anlamında kullanılır. "Basılmak" ise ezilmek, alt edilmek demektir. Yavuz olan kişi cesaretiyle başına büyük bela getirir (asılır), yavaş olan kişi ise yumuşaklığıyla herkes tarafından ezilir (basılır). Her iki uç da tehlikelidir.

Aristoteles'in "altın orta" (mesotes) ilkesiyle ve İslam'ın "itidal" (ölçülülük) anlayışıyla örtüşür. Her erdem iki aşırılığın ortasında yer alır: cesaret, korkaklık ile pervasızlığın ortasıdır. Bu atasözü de aynı ilkeyi somut imgelerle Türk halk bilgeliğine aktarır.

Tam anlamıyla geçerlidir. İş hayatında, sosyal ilişkilerde ve kişisel gelişimde denge arayışı evrensel ve zamansız bir ihtiyaçtır. Ne aşırı agresif ne de aşırı pasif olmak; ne kibirli ne de güvensiz olmak modern yaşamda da başarının anahtarıdır. Atasözü, çağlar ötesi bir bilgelik taşır.