Deyim

Nefes Nefese Kalmak Ne Demek?

Anlamı

soluğu tıkanacak gibi olmak:
'Delikanlı, sonunda gömleği terden sırtına yapışıp nefes nefese kaldığı bir an, gömleğinin yeniyle alnının terini silerek oyunu bıraktı.' -N. Cumalı.

Detaylı Açıklama

Nefes nefese kalmak, soluğu tıkanacak gibi olmak, çok yorulmak veya heyecandan soluk soluğa kalmak anlamına gelen bir deyimdir. Kişinin fiziksel efor, heyecan veya korku nedeniyle nefes almakta zorlandığı anları betimler. Necati Cumalı'nın aktardığı "gömleği terden sırtına yapışıp nefes nefese kaldığı bir an" cümlesi, bu fiziksel durumun edebiyattaki somut tasvirini gösterir. Deyim, koşu sonrası yorgunluğu, dar bir zamanda yetişme telaşını veya heyecan verici bir anın fizyolojik etkisini ifade eder. Hem somut fiziksel bir durumu hem de mecazi olarak yoğun bir tempoyu anlatabilir. Günlük konuşmada "zar zor yetiştim, nefes nefese kaldım" gibi kullanımlarla çok yaygın olan bu ifade, fiziksel sınırın zorlanmasının en çarpıcı betimlemelerinden biridir ve bedensel deneyimi dilsel düzeyde canlı biçimde aktarır.

Nefes Nefese Kalmak Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?

  1. Son otobüse yetişmek için bayır yukarı koşup nefes nefese kaldı.
  2. Beşinci kata asansör olmadığı için merdivenden çıkınca nefes nefese kalmıştı.
  3. Maçın son dakikasında oyuncular nefes nefese kalmış, güçlükle ayakta duruyordu.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Tekrar (ikileme) Türkçede yoğunluk ve süreklilik vurgular. "Nefes nefese" demek, her nefes alışın güçlükle gerçekleştiğini, ardı ardına zor nefesler alındığını ifade eder. Bu tekrar yapısı durumun ciddiyetini ve sürekli devam ettiğini somutlaştırır.

Ağırlıklı olarak fiziksel yorgunluk için kullanılır: koşmak, merdiven çıkmak, spor yapmak sonrası. Ancak mecazi olarak yoğun bir iş temposunu da ifade edebilir: "Bu ay nefes nefese çalışıyoruz" gibi. Bu ikinci kullanımda fiziksel değil iş yükü kaynaklı bir yoğunluk anlatılır.

Roman ve hikâyelerde aksiyon sahnelerini, kovalamaca anlarını ve gerilim doruklarını betimlemek için kullanılır. Necati Cumalı, Orhan Kemal ve Yaşar Kemal'in eserlerinde fiziksel eforun ve duygusal yoğunluğun somut betimlemesinde sıkça karşılaşılır. Okuyucunun sahneyi canlandırmasını sağlayan güçlü bir tasvir aracıdır.