Deyim

Nihayet Vermek Ne Demek?

Anlamı

1) ilişkiyi kesmek, bir işi, alışkanlığı yapmaktan vazgeçmek:
'Tekaüt olduktan sonra doktorlara inat, oburluğa, nargileye bir nihayet vermemişti.' -Ö. Seyfettin. 2) bitirmek, tamamlamak, sonuçlandırmak:
'Bu komediye nihayet vermek, buraya bir daha gelmemek üzere çıkıp gitmek isterdim.' -H. E. Adıvar.

Detaylı Açıklama

Nihayet vermek deyimi, bir iş, ilişki, alışkanlık ya da süregelen bir durumu konuşmacının iradesiyle sonlandırmak, bitirmek anlamında kullanılır. İlk anlamı ilişkiyi kesmek ve bir alışkanlığı bırakmaktır; ikinci anlamı ise bir görevi, bir konuşmayı veya bir süreci tamamlamaktır. Resmi yazıda da edebi metinde de doğal akıcılığı korur. Bir kuruluşun faaliyetine son verilmesi, bir görüşmenin kapatılması, bir mektuplaşmanın bitirilmesi gibi süreçler bu deyimle anlatılır. Konuşmacı kararlılığını ve son sözü kendi söyleyeceğini bu kalıpla iletir. Türk dilinin resmi ve edebi tonu arasında köprü kuran ifadelerden biridir. Arapça nihayet kelimesinin uç ve son anlamı, deyime kesinlik katar. Bu yönüyle deyim Türkçenin süreç kapatma diline disiplin ve resmiyet kazandıran köklü kalıplarından biridir.

Nihayet Vermek Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?

  1. Yıllardır sürdürdüğü ağır sigara alışkanlığına bir günde tamamen nihayet verdi.
  2. Toplantı epey uzayınca başkan tartışmaya nihayet verdi ve hemen oylamaya geçti.
  3. Karşılıklı yazılan onca mektubun ardından artık bu sohbete nihayet vermenin zamanıydı.

Kökeni ve Hikayesi

Arapça nihayet son, uç anlamı taşır. Türkçe vermek yardımcı fiili ile birleşerek süreci sona erdirme niyetini ifade eden kalıp bir deyim haline gelmiştir. Osmanlı yazı dili döneminde yaygınlaşmıştır.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Cümlenin bağlamı, deyimin hangi anlamda kullanıldığını belirler. Bir alışkanlık, ilişki ya da bağdan söz ediliyorsa ilk anlam ön plandadır. Bir konuşma, görüşme, tartışma ya da süreç söz konusu olduğunda ise ikinci anlam belirir. İlki kişisel ve duygusal, ikincisi daha çok yönetsel ve teknik bir karar gibi okunur. İki anlam Türkçede yaygın biçimde iç içe yaşar.

Resmi yazışmalar, hukuk metinleri, gazete köşeleri, edebi romanlar ve hatırat türlerinde sıkça karşımıza çıkar. Sözleşmenin feshi, bir görevin kapanışı, bir kurumun tasfiyesi gibi konularda doğal düşer. Kişisel mektuplarda da bir konuyu olgunca kapatma niyetiyle tercih edilir. Bu yaygınlık deyimin Türkçede kalıcı bir yere sahip olduğunu gösterir.

Nihayet Arapça uç, son, varış noktası anlamı taşır. Bu yüzden deyim, bir sürecin doğal sınırına ulaştığı vurgusuyla okunur. Vermek fiili ise eylemin konuşmacının kararına bağlı olduğunu hissettirir; süreç kendiliğinden bitmemiş, biri tarafından sona erdirilmiştir. Bu birleşim ifadeye hem kesinlik hem irade tonu katar; konuşmacının net duruşunu yansıtır.