Deyim

Nispet Kabul Etmemek Ne Demek?

Anlamı

eşit tutmamak, oranlamamak.

Detaylı Açıklama

Nispet kabul etmemek deyimi, iki şeyin değerce, oranca veya nitelikçe birbiriyle karşılaştırılamayacağını, aralarında bir denklik kurmanın mümkün olmadığını ifade etmek için kullanılır. Konuşmacı iki şeyin aslında çok farklı düzeylerde olduğunu, denkleştirilmelerine itiraz ettiğini bu deyimle dile getirir. Resmi yazı, hukuk metni, edebiyat eleştirisi ve klasik denemelerde sıkça karşımıza çıkar. Halk dilinde kıyaslanamamak, denk düşmemek gibi karşılıkları olsa da deyimin kendisi resmi tonu ve klasik vurgusu sayesinde özgün bir yere sahiptir. Eski dilden gelen bu kalıp, Türkçenin söz dağarcığındaki incelikleri ve karşılaştırma kapasitesini gösteren çarpıcı bir örnektir. Geleneğin dilinde varlığını sürdürür. Bu özellikle ifade, klasik üsluba bağlı yazarların elinde derinlikli bir karşılaştırma reddi olarak hâlâ etkili biçimde işlev görür.

Nispet Kabul Etmemek Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?

  1. Eski mahalle hayatının huzuru bugünkü apartman yaşamına nispet kabul etmez.
  2. Babasının yıllarca süren emeği oğlunun kısa süreli çalışmasına nispet kabul etmedi.
  3. Sanatçının olgunluk dönemindeki eserleri ilk yıllarına nispet kabul etmiyor; çok farklı bir derinlik kazanmış.

Kökeni ve Hikayesi

Arapça nispet ile Türkçe kabul etmemek yapısı birleştirilerek oluşmuş bir kalıptır. Karşılaştırmanın reddini güçlü bir tonla iletmek için Osmanlı yazı dilinde ortaya çıkmış, modern Türkçede klasik üsluba bağlı yazarların metinlerinde yaşamayı sürdürmüştür.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Birbirine benzer gibi görünen ama aslında nitelikleri çok farklı olan iki şeyin yan yana konulmasına itiraz etmek için kullanılır. Konuşmacı bu sözle 'bu iki şey aynı kefeye konulamaz' demek ister. Hem kişiler hem dönemler hem eserler için kullanılabilir. Tartışmalı bir konuda taraflar arasında bir karşılaştırma yapılırken bu deyim, eşit olmayan terimleri ayrıştırma görevi görür.

Refik Halit, Ahmet Şinasi Hisar, Yahya Kemal gibi klasik üslubu önemseyen yazarların metinlerinde sıkça görülür. Eski İstanbul'un huzurlu dönemini, kaybolmuş bir terbiye anlayışını veya geçmişe duyulan özlemi anlatırken bu yazarlar yan yana getirilemez iki devri karşılaştırmak için bu deyimi tercih eder. Cümleye klasik bir vakar tonu kazandırır.

Karşılaştırılan iki şeyden birinin diğerinden çok daha üstün ya da çok daha derin olduğunu söylemek istediğinde deyim duygusal bir vurguyu öne çıkarır. Yalın bir 'eşit değil' yerine 'nispet kabul etmez' demek hem fikir hem duygu yönünden cümleye derinlik katar. Bu yüzden klasik üsluba bağlı yazarlar duygu ve düşünceyi birlikte aktarmak için bu deyime başvurur.