Deyim

Ödü Bokuna Karışmak Ne Demek?

Anlamı

kaba çok korkmak:
'Fırsatını bulsa pencereden atlayıp kaçacak, öyle de ödü bokuna karışmış.' -A. Ümit.

Detaylı Açıklama

Ödü bokuna karışmak deyimi, korkunun en uç sınırını kaba ama çarpıcı bir benzetmeyle anlatır halk dilinde. Öd, eski Türkçede safra kesesi anlamına gelir; halk inanışına göre aşırı korku safrayı patlatır, vücudun iç düzenini bozar. Kalıp tam bu fizyolojik sahneden doğmuş; içte iki ayrı sıvının birbirine karışacak kadar bedenin altüst olduğu bir tabloyu çizer. Köy çocuğunun gecikmiş gece tarlada karanlıkta bir gölgeyle karşılaşması, soyguncu önünde elleri yukarı kalkmış mağdurun titreyişi, ilk depremi yaşayan kişinin donup kalması bu kalıbın canlı sahneleridir gerçekten. Ahmet Ümit gibi yazarlar polisiye anlatılarında karakterin canına okuyan korkuyu bu çiğ ama gerçek tabirle resmeder; söz dolaysız ve kabadır.

Ödü Bokuna Karışmak Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?

  1. Soyguncu silahı kafasına dayadığında ödü bokuna karıştı, ne para istediğini duyabildi ne de hareketsiz duruşunu bozabildi adamcağız.
  2. Gecenin bir yarısı boş evde tek başına kalan çocuk komşu balkonundan gelen sesi duyunca ödü bokuna karıştı, yatağa kıvrılıp battaniyeye gömüldü.
  3. İlk depremi yaşayan turist ödü bokuna karışmış halde otelin lobisine indi, ellerinde pasaportu titreyerek dışarı çıkmaya çalıştı paniğin içinde.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Öd, Türkçenin eski katmanlarından gelen bir sözcüktür; safra kesesi ve safra anlamı taşır. Halk hekimliği safra dengesizliğini korku ile bağdaştırırdı; aşırı korkan kişinin safrası taşar, vücudun iç düzeni bozulur denirdi. Kalıp bu eski tıbbi inanıştan beslenir. Bugün kelimenin tıbbi karşılığı bilinmese de halk dili öd patladı, ödü bokuna karıştı gibi kalıplarla yaşatır.

Halk dili duygu yoğunluğunu somut bedensel sahneye taşımayı sever; korkunun en uç hali için en çiğ vücut işlevlerine başvurur. İki sıvının birbirine karışması fikri yumuşak değil sarsıcıdır; söz duyulduğu an karşıdakine korkutucu sahnenin büyüklüğünü bir çırpıda iletir. Edebi dilden çok günlük sokak dilinde işitilen bir kalıp olması da bu çiğliği taşıdığı içindir gerçekten.

Polisiye ve gerilim türlerinde karakterin korku sahnesini etkili biçimde aktarmak hayati önemdedir. Ahmet Ümit, polisiye romanlarında soyguncu önündeki mağdurun, tanığın, hatta dedektifin bedensel korkusunu okuyucuya geçirebilmek için bu kabaca gerçekçi kalıba başvurur. Söz bir cümlede karakterin tüm beden tepkisini özetler; rafine bir tasvir denemekten daha çok etkili olur.