Anlamı
1) hiç kımıldamadan:
'Arkadaşlarım ölü gibi uyuklarken, ben sabahlara kadar dans ediyordum.' -R. N. Güntekin. 2) kımıldamayan, hareketsiz.
Detaylı Açıklama
Ölü gibi deyimi, kımıldamayan, sessiz, hareketsiz bir hali en uç noktada benzetmeyle anlatır halk dilinde. Ölünün hareketsizliği insan bedeninin en mutlak durgunluk hali sayılır; söz bunu canlı bir kişi için kullanır ve sahnenin canlılığını paradoksal biçimde artırır. Reşat Nuri Güntekin'in karakteri arkadaşlarını ölü gibi uyurken anarken aslında kendi sabaha kadar süren uyanıklığını anlatmaya çalışır; karşılaştırma sayesinde iki tablo birbirini netleştirir. Uzun bir yolculuktan sonra eve gelen yorgun yolcunun dakikalar içinde uykuya dalması, geceyarısı koltukta uyuyakalmış babanın dış sesleri duymaması, ders çalışırken yorulan öğrencinin kitap başında uyuyakalması, ameliyat sonrası uyuyan hastanın hareketsizliği bu kalıbın canlı sahneleridir gerçekten samimi bir biçimde halk dilinde yaşar.
Ölü gibi Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?
- Üç gün kesintisiz çalışan baba akşam koltuğa düşer düşmez ölü gibi uyudu, anne televizyonu kapattı, sesini duymasın diye çocukları odasına götürdü sessizce.
- Maraton koştuktan sonra otele dönen atlet ölü gibi yatağa serildi, antrenörü bile arayıp uyandırmaya çekindi, sabaha kadar hiç kıpırdamadı doğal olarak.
- Sınav haftası süresince uykusuz kalan öğrenci sınav bittiği akşam ölü gibi uyudu, arkadaşları akşam yemeğe gel demek için aradı ama açmadı telefonunu hiç.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
İnsan bedeni ölümle birlikte hareket yetisini tamamen kaybeder; nefes durur, kas tepkisi biter, dış uyaranlara cevap kalmaz. Bu mutlak durağanlık halk dilinin hareketsizliği anlatmak için bulduğu en uç ölçüttür. Söz uyuyan, baygın, derin dalmış kişiyi bu uç noktayla karşılaştırarak abartılı ama canlı bir tablo kurar; sözün etkisi tam bu uç noktadan gelir gerçekten.
Reşat Nuri'nin pasajında anlatıcı arkadaşlarını ölü gibi uyurken anar; bu betimleme aslında kendi sabaha kadar dans eden uyanıklığını öne çıkarmak içindir. İki tablo birbirinden netleşir; biri tam hareket, biri tam hareketsizlik. Edebi anlatım halk dilinin keskin benzetmesinden destek alarak sahneyi çarpıcı kılar. Söz tek başına anlamlıdır ama edebi bağlamda daha güçlü duyumlanır gerçekten.
Aşırı yorgunluk sonrası derin uykuya dalmak, baygınlık geçirmek, narkoz altında olmak, derin meditasyon sırasında durağan kalmak, koma halinde olmak gibi bedensel haller için söylenir. Halk dili bütün bu farklı bilimsel halleri tek bir kalıba sığdırır; söz tıbbi bir tanım değil duyumsal bir benzetmedir, dinleyicinin zihninde tablo netleşir gerçekten oldukça verimli.