Anlamı
her türlü zarara, kötülüğe, felakete uğramak, çok sıkıntı çekmek:
'Büyük kalabalığa varana kadar sanat eserinin başına gelenler pişmiş tavuğun başına bile gelmemiştir.' -B. R. Eyuboğlu.
Detaylı Açıklama
Pişmiş tavuğun başına gelmemek deyimi, bir kimsenin başına her türlü zararın, kötülüğün, felaketin gelmesi, çok sıkıntı çekmesi anlamında kullanılır. Söz, pişmiş tavuğun başına en kötü şey gelmiş olan bir nesne olarak halk dilinde sembolleşmesinden beslenir; pişirilmiş bir hayvanın yaşayabileceği en kötü durum olduğu için bu somut imge insanın yaşadığı uç zorlukları ifade etmek için mecazlaşmıştır. Sanat alanında büyük zorluklarla karşılaşan eserlerin yapımcıları, ağır ekonomik kriz yaşayan iş insanları, sayısız sağlık problemi geçiren talihsiz hastalar, başına gelmedik kötülük kalmadığını söyleyen yıpranmış bireyler, doğal afetlerden ardı ardına zarar görmüş aileler, hukuki sorunlarla yıllarca mücadele eden kimseler bu deyimle anılır. Söz hüzünlü ve abartılı bir tonla kullanılır. Türkçenin halk gözleminin canlı bir kalıbıdır.
Pişmiş Tavuğun Başına Gelmemek Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?
- Büyük kalabalığa varana kadar sanat eserinin başına gelenler pişmiş tavuğun başına bile gelmemiştir diyen yazar zorlu süreci hüzünle anlatıyordu.
- Yıllarca süren mali kriz sürecinde pişmiş tavuğun başına gelmemiş zorluklar yaşayan iş insanı sonunda toparlanma fırsatı buldu ve yeni başlangıç yaptı.
- Ardı ardına gelen sağlık sorunlarından yıpranan amca pişmiş tavuğun başına gelmemiş kötülükler yaşadığını söylüyor, ailesinin desteği ile mücadele ediyordu.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Pişmiş tavuk artık yaşamayan, en kötü duruma maruz kalmış bir varlığı temsil eder; başına gelebilecek daha kötü bir şey yokmuş gibi algılanır. Halk dili bu somut mutfak imgesini insanın yaşadığı uç zorlukları abartmak için mecazlaştırmış; canlı bir benzetme ile acının yoğunluğunu sözel olarak ortaya koymuştur.
Söz pişmiş tavuğun başına gelmemiş zorluklar diyerek imkansız bir karşılaştırma yapar; insanın yaşadığı sıkıntıların ne kadar büyük olduğunu mutlak bir karşılaştırma ile ifade eder. Halk dili abartı sanatının zarif bir örneği ile duygusal yoğunluğu kavrayışın sözel bir aracını sunmaktadır.
Bedri Rahmi Eyuboğlu gibi sanatçılar bu deyimi sanat eserlerinin ya da projelerin zorluklarını tasvir ederken kullanmıştır. Söz edebî metinlerde karakterlerin ya da süreçlerin yaşadığı sıkıntıları abartılı bir hüzün dili ile aktarır; edebî anlatımın gücünü artırır ve değerli bir mizahi hüzün aracı olarak yer alır.