Atasözü

Su Küçüğün, Söz (sofra, Yemek) Büyüğün Ne Demek?

Anlamı

1) temel bir ihtiyaç olan su önce küçüğe verilir, konuşmaya ise ilk önce büyükler başlar; 2) her şeyin bir sırası vardır; kişiler bu sıralamada yaşlarına, kültürlerine vb. özelliklerine göre yer alırlar.

Detaylı Açıklama

Su küçüğün, söz büyüğün; sofrada suyun önce küçüğe verileceğini, konuşmaya ise önce büyüklerin başlayacağını söyler; daha genel olarak her şeyin bir sırası olduğunu, kişilerin yaşlarına ve konumlarına göre bu sırada yer aldığını anlatır. Suyun küçüğe önce uzatılması koruma ve şefkat duygusunu, sözün büyüğe bırakılması ise saygıyı temsil eder. Bir toplulukta ilk sözü en yaşlıya vermek ya da sofrada suyu önce çocuğa sunmak bu inceliğin yansımasıdır. Atasözü, küçüğe gösterilen sevecenlikle büyüğe duyulan saygıyı bir arada gözeten dengeli bir düzeni dile getirir. Görgü ve nezaket geleneğinin özlü bir özeti gibidir; herkesin yerini bilmesi, sıranın gözetilmesi gerektiğini iki günlük davranışla somutlaştırarak öğütler. Sofra adabının ve büyük-küçük ilişkisinin özlü bir kuralı olarak kuşaklara aktarılır.

Su Küçüğün, Söz (sofra, Yemek) Büyüğün Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?

  1. Sofrada suyu önce çocuğa verdi, söze de dedesi başladı; su küçüğün, söz büyüğün derler.
  2. Toplantıda ilk sözü en yaşlıya bıraktık, çünkü su küçüğün, söz büyüğün.
  3. Her şeyin bir sırası var, su küçüğün, söz büyüğün, önce büyükler konuşsun.

Diğer Atasözleri ve Deyimler

Sıkça Sorulan Sorular

Su, küçüğe gösterilen şefkati ve önceliği; söz ise büyüğe duyulan saygıyı simgeler. Suyun küçüğe önce verilmesi koruma duygusunu, sözün büyüğe bırakılması ise saygıyı anlatır. Benzetme, küçük-büyük dengesini iki günlük davranışla somutlaştırır.

Her şeyin bir sırası olduğu, kişilerin yaşlarına ve konumlarına göre bu sırada yer aldığı. Söz, yalnızca su ve sözle sınırlı değildir; toplulukta öncelik ve saygı düzeninin gözetilmesi gerektiğini genel bir ilke olarak anlatır.

Bir toplulukta sıra, öncelik ya da saygı düzeni gözetilmesi gerektiğinde. Sofrada, sohbette ya da bir karar anında büyüğe söz hakkı tanırken, küçüğe şefkat gösterirken kullanılır; görgü inceliğini hatırlatmak için söylenir.