Anlamı
soysuz olup para kazanan, soylu olup da para kazanmayandan üstündür.
Detaylı Açıklama
Aç aslandan tok domuz yeğdir atasözü, soylu ama yoksul olana karşılık, soysuz ama varlıklı olanın hayatta daha üstün ya da daha kullanışlı sayıldığını anlatan sert ve gerçekçi bir halk yargısıdır. Aslan burada soyluluk, güç ve asalet; domuz ise kültürde daha aşağı görülen ama tok olduğu için varlıklı ve güçlü olma hâlini temsil eder. Atasözünün merkezinde ahlaki idealden çok maddi gerçeklik vardır. Yani soy, nitelik veya asalete rağmen aç kalmak yerine, maddi güce sahip olmanın pratik dünyada daha ağır bastığı söylenir. Bu bakış modern değerlerle birebir örtüşmeyebilir; ancak halkın hayatta kalma ve güç algısını yansıtması bakımından dikkat çekicidir. Söylendiği yerde sert bir faydacılık hissi bulunur. İdeal olanın değeri, karnı aç olduğunda zayıflayabilir; buna karşılık sevilmeyen nitelikte biri bile tok olduğunda daha güçlü hâle gelebilir. Bu nedenle atasözü, asalet ile geçim arasındaki gerilimi çarpıcı şekilde anlatan kültür köklü bir ifadedir.
Örnek Cümleler
- Eskiler bazen aç aslandan tok domuz yeğdir diyerek geçimin, elde avuçta bir şey olmasının önemini vurgulardı.
- Soyu sopu büyük ama beş parasız damat yerine, geçmişi belirsiz de olsa kesesi dolu olana varsın dediler; aç aslandan tok domuz yeğdir.
- Unvanın karın doyurmadığını görünce anladı; aç aslandan tok domuz yeğdir, parası olanın sözü geçiyordu.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Daha iyidir, üstündür demektir; eski bir sözcüktür. Karşılaştırma yapan bir yüklem olarak durur ve ad cümlesi kurar. Bugün yerini daha iyidir almıştır; sözcük artık yalnız atasözlerinin içinde yaşar.
Karşılaştırmanın hangi tarafa göre yapıldığını gösterir. Ayrılma eki olmadan iki hayvan yan yana kalır, aralarında bir sıra kurulmaz. Yeğdir yüklemi de bu eki ister; ikisi birlikte karşılaştırmayı tamamlar.
Söylendiği dönemin sert bakışının kaydı olarak okunur. Soyu ölçü alan ve domuzu aşağılayan bu sıralama bugün bir değer ölçüsü sayılmaz. Atasözü olduğu gibi aktarılır; içindeki yargı onaylanmadan, gözlemi tarihsel bir kayıt gibi okunur.