Atasözü

Acıkan ne Yemez, Acıyan ne Demez Ne Demek?

Anlamı

geçim sıkıntısı içinde bulunan kişi geçinebilmek için her yolu dener, her işi yapar, canı yanan kişi de sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler.

Detaylı Açıklama

Bu atasözü, ağır ihtiyaç ve derin acı altında kalan insanın ölçülerinin değişebileceğini anlatır. Aç kalan kişi eline geçen şeyin iyisine kötüsüne bakmadan yemek zorunda kalabilir; canı yanan kişi de sonunu düşünmeden çok ağır sözler söyleyebilir. Burada iki ayrı sıkışmışlık hâli vardır: biri bedensel zorunluluk, diğeri ruhsal taşkınlık. Halk bilgeliği bu sözle, insan davranışını yalnız dışarıdan görünen sonuçla yargılamamayı önerir. Çünkü açlık da büyük acı da insanı normalde yapmayacağı şeylere itebilir. Atasözü ahlaki zayıflığı mazur göstermek için değil, zor durumların insanı nasıl değiştirdiğini göstermek için söylenir. Açlık seçiciliği azaltır, acı da dilin frenini gevşetir. Bu yüzden söz, özellikle sıkıntı içindeki insanları anlamaya çalışırken çok yerindedir. Bazı davranışlar karakterden değil, baskıdan doğabilir. İnsan ne kadar zorlanırsa ölçüsünü koruması da o kadar güçleşir. Bu söz, acıyı ve yoksunluğu insan davranışının belirleyici bir zemini olarak görür.

Örnek Cümleler

  1. Aç kalmamak için kapı kapı dolaşıp ne iş çıktıysa kabul etti; acıkan ne yemez, acıyan ne demez.
  2. Canı çok yanan insanın sert konuşmasına şaşmamalı; acıkan ne yemez, acıyan ne demez.
  3. Haksızlığa uğrayınca müdürün yüzüne söylemedik söz bırakmadı; acıkan ne yemez, acıyan ne demez.

Diğer Atasözleri ve Deyimler

Sıkça Sorulan Sorular

Anlamca fark aranmaz; ikisi de aynı yargıyı taşır. Bu biçimde yüklemler ne soru zamiriyle kurulur: ne yemez, ne demez. Ötekinde ise ne olsa öbeği geçer. Değişen yalnız sorunun mu yoksa belirsizliğin mi öne çıktığıdır.

Yemediği hiçbir şey kalmadığını bildirir; gerçek bir soru sorulmaz. Soru biçimi kapsamı genişletir. Olumsuz yüklem tek başına okunsaydı anlam tersine döner, kişi hiçbir şey yemiyormuş gibi anlaşılırdı.

Sunmaz; yalnız sebebi gösterir. Davranışı onaylamaz, onu doğuran baskıyı anar. Ayrım niyet ile sonuç arasındadır: atasözü sonucu haklı çıkarmaz, nereden geldiğini açıklar ve yargıyı dinleyene bırakır. Kimin haklı olduğu sözde söylenmez.