Anlamı
geçim sıkıntısı içinde bulunan kişi geçinebilmek için her yolu dener, her işi yapar, canı yanan kişi de sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler.
Detaylı Açıklama
Bu atasözü, ağır ihtiyaç ve derin acı altında kalan insanın ölçülerinin değişebileceğini anlatır. Aç kalan kişi eline geçenin iyisine kötüsüne bakmadan yemek zorunda kalabilir; canı yanan kişi de sonunu düşünmeden çok ağır sözler söyleyebilir. Burada iki ayrı sıkışmışlık hali vardır: biri bedensel zorunluluk, diğeri ruhsal taşkınlık. Halk bilgeliği bu sözle, insan davranışını yalnız dışarıdan görünen sonuçla yargılamamayı önerir. Çünkü açlık da büyük acı da insanı normalde yapmayacağı şeylere itebilir. Atasözü ahlakı zayıflığı mazur göstermek için değil, zor durumların insanı nasıl değiştirdiğini göstermek için söylenir. Açlık seçiciliği azaltır, acı da dilin frenini gevşetir. Bu yüzden söz, özellikle sıkıntı içindeki insanları anlamaya çalışırken çok yerindedir. Bazı davranışlar karakterden değil, baskıdan doğabilir. İnsan ne kadar zorlanırsa ölçüsünü koruması da o kadar güçleşir. Bu söz, acıyı ve yoksunluğu insan davranışının belirleyici bir zemini olarak görür.
Örnek Cümleler
- O kadar çaresizdi ki ne bulsa yiyordu; acıkan ne yemez, acıyan ne demez sözü tam ona uydu.
- Canı çok yanan insanın sert konuşmasına şaşmamalı; acıkan ne yemez, acıyan ne demez demişler.
- Öğretmenimiz tahtaya dönerek "acıkan ne yemez, acıyan ne demez" dedi.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Bedensel ihtiyaç olarak açlığı ve ruhsal sarsıntı olarak acıyı yan yana koyar; ikisinin de insanı ölçüsüzleştirebileceğini söyler.
Tam olarak mazur göstermek için değil, kişinin zorlanma halini hesaba katmak ve davranışın arkasındaki baskıyı görmek için kullanılır.
Ağır sıkıntıdaki birinin sert konuşması, seçici olamaması ya da normalde göstermeyeceği tepkiler vermesi durumunda uygundur.