Anlamı
uzun süre bir nesnenin yokluğunu çeken kimse, onu gördüğünde büyük bir istekle ona saldırır.
Detaylı Açıklama
Bu atasözü, uzun süre bir şeye mahrum kalan, onu çok isteyen veya ihtiyaç içinde yaşayan kişinin o şeye kavuşma ihtimali belirdiğinde aşırı istekli, sabırsız ve ölçüsüz davranabileceğini anlatır. Açlık burada yalnızca yemek ihtiyacı değil, genel mahrumiyet ve şiddetli arzu anlamı da taşır. Günlük hayatta uzun süre yoksun kalınan para, makam, sevgi, fırsat ya da nesneler için kullanılabilir. Söz, insanın yokluk içindeyken davranış sınırlarının değişebileceğini kabul eden sert bir gözlemdir. İhtiyaç büyüdükçe sabır azalabilir, ölçü bozulabilir. Bu atasözü de tam o taşma hâlini ifade eder. İnsan bazen eline geçmek üzere olan şeye o kadar yüklenir ki, dışarıdan saldırı gibi görünür. Yoksunluğun psikolojik ağırlığını anlamadan bu tepkiyi doğru okumak zordur. Söz, ihtiyacın insan üzerindeki sarsıcı etkisini kısa ama çarpıcı biçimde dile getirir.
Örnek Cümleler
- Üç gün dağda aç kalan avcılar köye inince ekmeğe elleriyle daldılar; acıkmış kudurmuştan beterdir.
- Uzun süredir parasızdı; eline biraz geçince gözü döndü, acıkmış kudurmuştan beterdir.
- Uzun süre susuz kalan adam suya öyle saldırdı ki kimse durduramadı; acıkmış kudurmuştan beterdir.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Karşılaştırmayı sonuçlandırır ve ad cümlesi kurar. Beter, daha kötü demektir; sondaki ek hükmü kesinleştirir. İki durum yan yana konur, biri ötekinden ağır sayılır; söz bu sıralamayı tartışmaya açmaz.
Denetimini büsbütün yitirmiş bir hâli anlattığı için. Halk dilinde en uç taşkınlık odur; aç kişi ondan da ileri sayılır. Daha hafif bir karşılaştırma seçilseydi açlığın baskısı bu kadar büyük görünmezdi.
Sıfat-fiildir ve kişiyi o anki hâliyle adlandırır. Adı anılmaz, yalnız ne yaşadığı söylenir. Aynı biçim kudurmuş sözcüğünde de yinelenir; iki sıfat-fiil karşı karşıya konup karşılaştırma böyle kurulur.