Anlamı
1) bir şeyin acısını derinden duymak; 2) kötü bir şey olacağını düşünerek önceden üzülmek.
Detaylı Açıklama
Bu deyim iki yakın anlamda kullanılır: birincisi, yaşanan bir acının insanın içine işlemesi, onu derinden ve ağır biçimde sarsmasıdır. İkincisi ise kötü bir şeyin olacağını önceden hissederek, henüz gerçekleşmeden içine bir sıkıntının, bir hüznün çökmesidir. Her iki durumda da acı yüzeyde kalmaz; doğrudan yüreğe iner ve orada ağırlığını duyurur. Bir kayıp, kötü bir haber ya da yaklaşan bir tehlike karşısında insanın içine bir kararma, bir daralma yerleşir. Söz, bu içten içe çöken duygunun gücünü yalın biçimde anlatır. Sevincin tersine, bu duygu hafif değildir; kişinin iç dünyasını doldurup onu adeta boğar. Bu yüzden deyim, hem derinden duyulan acıyı hem de bir felaketi önceden sezmenin verdiği kaygıyı güçlü bir imgeyle dile getirir.
Örnek Cümleler
- Evladının gidişinin acısı içine çöktü, günlerce kimseyle tek kelime konuşmadı.
- Yola çıkanlardan haber gelmeyince kötü bir şey olacağını sezdi; acısı içine çöktü.
- Kötü haberi alınca içi karardı, acısı içine çöktü, olduğu yere yığıldı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Ağırlığıyla oturmayı, üstüne inmeyi bildirir. Çöken şey kendi yüküyle aşağı doğru iner, kaldırılması da güçleşir. Aynı fiil sis çökmek ve karanlık çökmek sözlerinde kullanılır; hepsinde gelen şey kaplar ve kolay dağılmaz.
Acının nereye indiğini gösterir; yönelme eki dışarıdan içeriye doğru bir hareket kurar. İç burada gönlün yerine geçer. Ek düşseydi çökmenin nereye olduğu söylenmez, sahne de eksik kalırdı.
Zamana bakılır. Olay olmuşsa birinci anlam, henüz olmamış ama sezilmişse ikinci anlam geçerlidir. İki durumda da duygu aynıdır; değişen yalnız acının kaynağının geride mi ileride mi olduğudur.