Anlamı
insanın haklı veya haksız yere adı bir defalık kötüye çıktı mı ondan sonra yaptıkları hep o gözle değerlendirilir.
Detaylı Açıklama
Bu atasözü, insanın adının haksız ya da haklı biçimde kötüye çıkmasının, çoğu zaman ölüm kadar ağır hatta ondan bile daha yıpratıcı görüldüğünü anlatır. Çünkü bir kere kötü ün yayıldığında kişi ne yaparsa yapsın uzun süre o gözle değerlendirilir. Toplum hafızası, özellikle kötü şöhret konusunda çok inatçıdır. Bu yüzden söz, namus, itibar ve şeref kavramlarının çok güçlü olduğu ortamlarda daha sert bir anlam taşır. İnsan bazen bedensel bir zarardan çok, adının lekelenmesinden korkar. Atasözü de tam bu sosyal acıyı anlatır. Burada ölüm gerçek anlamıyla istenmez; fakat kötü ünün taşıdığı ağırlığı göstermek için en uç karşılaştırma yapılır. Kişinin hayatı sürse de itibarı çöktüğünde toplum içinde rahat yaşaması zorlaşabilir. Bu söz, şöhretin ve toplumsal yargının ne kadar ağır bir baskı kurabildiğini açıkça gösterir. İtibarın kaybı, yalnız bugünü değil gelecekteki bütün ilişkileri de etkileyebilir.
Örnek Cümleler
- Bir kere hırsız damgası yedi mi insan zor temizlenir; adamın adı çıkmadansa canı çıkması.
- Küçük bir hatası yüzünden adı kötüye çıkan esnafın dükkânına kimse uğramaz oldu; adamın adı çıkmadansa canı çıkması.
- Toplum bir kere damga vurdu mu insan zor toparlanır, adamın adı çıkmadansa canı çıkması boşuna söylenmemiş.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Geri dönüşü olmayan bir yargının korkusunu anlatır. Kişi kendini savunabilir, ama hakkındaki kanaati geri alamaz; korkulan şey olayın kendisi değil, ondan sonra kurulan bakıştır. Beden iyileşir, ad iyileşmez.
Kuruluş bir tercih cümlesidir: -dansa eki iki şeyi karşı karşıya koyup birini seçtirir. Seçilen şey can olunca, adın ondan da değerli sayıldığı anlaşılır. Kıyas böylece söylenmeden, dil bilgisiyle kurulmuş olur.
İftira, kötü şöhret, dedikodu veya bir kişinin adının toplum içinde ağır biçimde lekelenmesi konuşulurken söylenir. Kardeş söz olan 'adamın adı çıkacağına canı çıksın' ile aynı yerlerde kullanılır.