Anlamı
elinde fırsat varken geleceğini sağlamaya gayret göstermeyip eğlenceye, keyfe dalan kimse sonunda aç kalır ve perişan olur.
Detaylı Açıklama
Ağustosta yatanı, zemheride büvelek tutar atasözü, elinde fırsat varken geleceği için hazırlık yapmayan, çalışması gereken zamanda tembelliğe ve keyfe dalan kişinin daha sonra ağır sıkıntı çekeceğini anlatır. Ağustos, bolluk ve çalışma imkânı olan zamanı; zemheri ise kışın en sert, en yokluk dolu dönemini temsil eder. "Büvelek tutmak" ifadesi, sığır sineği sokan hayvanın çılgına dönmesini akla getirir; sıkıntının insanı ne yapacağını bilmez hâle düşüreceğini hissettirir. Atasözü, zamanı doğru kullanmanın ve fırsat varken tedbir almanın önemine güçlü biçimde dikkat çeker. Yazın hazırlığını yapmayan, kışın mahrum kalır düşüncesi burada çok nettir. Günlük hayatta birikim yapmayan, çalışması gereken dönemi boşa geçiren ya da hazırlık fırsatını kaçıran kişiler için kullanılır. Söz, ertelemenin ve rahatına düşkünlüğün bedelini gösterir. Geleceğin bugünkü emekle kurulduğunu anlatan, zamanlama duygusu yüksek ve disiplinli yaşamı öven etkili bir atasözüdür.
Örnek Cümleler
- Çatıyı yazın onarmadı, ilk yağmurda evin içi su içinde kaldı; ağustosta yatanı, zemheride büvelek tutar.
- Odununu vaktinde almadı, zemheride üç katına aldı; ağustosta yatanı, zemheride büvelek tutar.
- Sınav döneminde ders çalışmadın, şimdi pişmanlık duyuyorsun; ağustosta yatanı zemheride büvelek tutar.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Çalışılacak mevsimi uykuyla, oyalanmayla geçirmeyi hedef alır. Yanlış tembelliğin kendisinden çok zamanlamasıdır: aynı dinlenme, işin bittiği dönemde hak edilmiş olurdu; hasat vaktinde ise doğrudan yokluğa davetiye çıkarır.
Çünkü biri imkânın en bol, öbürü yokluğun en sert olduğu zamandır. Bu iki uç yan yana konunca, yazın kaçırılan bir günün kışın kaç güne mal olduğu daha çarpıcı biçimde görülür.
Büvelek, ısırdığı hayvanı çıldırtan bir sığır sineğidir; sokulan hayvan başını alıp deli gibi koşar. Benzetme, kışın gelen yokluğun insanı da böyle çaresiz bir telaşa, ne yapacağını bilmez bir hâle düşüreceğini anlatır.