Deyim

Ağzına Yüzüne Bulaştırmak Ne Demek?

Anlamı

bir işi kötü yapmak, becerememek:
'Yapılacak şey ehemmiyetsizce bir pansuman ama ağızlarına yüzlerine bulaştırmalarından korkuyorum.' -R. N. Güntekin.

Detaylı Açıklama

Ağzına yüzüne bulaştırmak, bir işi kötü yapmak, becerememektir. Görüntü, yediğini ağzına yüzüne bulaştıran birininkine benzer: iş yapılmış ama ortalık dağılmıştır. Kalıbın nesnesi iştir: işi ağzına yüzüne bulaştırdı. Başarısızlığın sebebi dikkatsizlik, acemilik, telaş ya da bilgisizlik olabilir; kalıp bunları ayırmaz. Eline yüzüne bulaştırmak ve yüzüne gözüne bulaştırmak da aynı anlamı taşır. Tamir, yemek, bir başvuru, bir düzenleme ya da bir konuşma için kurulabilir. İşi başkasına devretmek ya da baştan yapmak gerekebilir; bu sonuç kalıbın kendisinde değil, durumda yatar. Söz bir kerelik bir başarısızlığı anlatır; aynı kişi başka bir işi pekâlâ iyi yapabilir. Bir fotokopi makinesini onarmaya kalkıp kâğıt yolunu da bozan bir memur bu söze uygun düşer.

Örnek Cümleler

  1. Bisikletin zincirini takmaya kalkıştı, işi ağzına yüzüne bulaştırdı; tekerleği de söktü.
  2. Evrakları öyle karıştırdı ki bütün başvuruyu ağzına yüzüne bulaştırdı, süreç baştan başladı.
  3. Kek yapma işini ağzına yüzüne bulaştırdı; hamuru taşırıp fırını da kirletti.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Yapılamamayı değil, kötü yapılmayı anlatır. İş bitmiş de olabilir yarım da kalmış olabilir; ortak yan, sonucun bozulması ve geride düzeltilecek bir karışıklık kalmasıdır. Beceriksizliğin yanına dağınıklık ve özensizlik de eklenir.

Etmez. Kolay sayılan bir iş bozulduğunda söz daha iğneleyici duyulur, ama zor bir işin berbat edilmesi için de aynı kalıp kullanılır. Ölçü işin zorluğu değil, sonucun kötü çıkmasıdır.

Söyleyene göre değişir. Başkasının işi için kurulduğunda küçümseme ya da kızgınlık duyulabilir; kişi kendi beceriksizliğini anlatırken ise söz bir yakınmaya, hatta kendine gülmeye döner: yine her şeyi ağzıma yüzüme bulaştırdım.