Anlamı
1) herhangi bir şey bilgiye ve mantığa dayalı olarak yapılmalıdır; 2) her şey ortadadır.
Detaylı Açıklama
Bu atasözü, herhangi bir işin bilgiye, mantığa ve açık gerçeğe dayanarak yapılması gerektiğini anlatır. 'Akıl var, izan var' dendiğinde, ortadaki durumun herkesçe görülebilecek kadar açık olduğu ve buna rağmen yanlışta ısrar etmenin anlamsız olduğu vurgulanır. Söz bazen karar verme anında, bazen de göz göre göre yapılan bir hatayı eleştirirken kullanılır. İnsan elbette sezgiyle de hareket edebilir; ancak apaçık veri, tecrübe ve mantık ortadayken bunları yok saymak halk sağduyusunda hoş karşılanmaz. Bu atasözü tam da bu sağduyunun dilidir. İçinde hafif bir sitem ve uyarı tonu vardır: 'Bu kadar açık bir meselede hâlâ yanlış yapıyorsan, artık iş mantık eksikliğine giriyor.' Günlük hayatta para hesabından ilişkilerdeki davranışa, iş planından basit pratik kararlara kadar çok geniş bir kullanım alanı vardır. Görünen gerçeği inkâr etmek yerine, aklı ve ölçüyü devreye sokmak gerektiğini söyler. Sözün gücü de sadeliğinden gelir; çünkü bazen en doğru olan şey gerçekten göz önündedir.
Örnek Cümleler
- Bu kadar zararlı olduğu ortadayken hâlâ ısrar etmenin anlamı yok; akıl var, izan var.
- Masraf hesabını yapmadan böyle karar verilmez, akıl var, izan var.
- Herkesin gözünün önündeki gerçeği inkâr etmek olmaz; akıl var, izan var.
Kökeni ve Hikayesi
İzan, Arapça 'iẕʿān' sözcüğünden gelir ve anlayış, kavrayış anlamını taşır.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
İki ayrı durumda söylenir: bir karar verilirken ya da bir iş yapılırken sağduyuyu hatırlatmak için, bir de doğrusu gözle görülecek kadar açıkken yanlışta ısrar edildiğinde. Söyleyen uzun uzun anlatmaz; karşı tarafı kendi aklıyla tartmaya çağırır.
Aklın yanına anlayışı ekler. Akıl bir şeyi çözer, izan ise onu doğru tartar. İkisi yan yana söylenince ölçü iki katına çıkar; artık ne bilgisizlik ne de dikkatsizlik mazeret olarak kalır.
Söylenir. Birinci anlamıyla söz, bir işin bilgiye ve mantığa dayanarak yapılması gerektiğini bildirir; mesele karmaşık olsa da bu öğüt geçerlidir. İkinci anlamında ise gücünü durumun apaçık oluşundan alır ve inkâra yer kalmadığını hatırlatır.