Anlamı
sıkıntı veren, kötü olan.
Detaylı Açıklama
Bu deyim, sıkıntı veren, kötü, huysuz, bıktırıcı ya da bela gibi algılanan kişiler ve durumlar için öfkeyle kullanılan ağır bir ifadedir. Günlük dilde can sıkan olaylar, yaramaz çocuklar, uğraştırıcı kişiler veya başa bela olmuş durumlar için söylenir. Söz, duyulan rahatsızlığı öfkeyle dışa vurur. Kimi zaman gerçek öfke, kimi zaman abartılı yakınma biçiminde geçer. Deyimin gücü, karşı tarafın yalnızca kötü değil, büsbütün bela gibi hissedildiğini anlatmasındadır. Bu nedenle yüksek duygulu ve sert bir kullanımdır. Başına dert olan bir şeyden yakınan kişi, onun ağırlığını bu sözle dile getirir. Kızgınlık ve bıkkınlık içeren canlı bir deyimdir. Özellikle sabrı zorlayan çocuklar, durumlar veya tekrarlanan sorunlar için kızgınlık ve bıkkınlık tonu taşıyarak söylenir.
Örnek Cümleler
- Şu Allah'ın belası musluk yine damlamaya başladı, geceleri kimseyi uyutmuyor.
- Allah'ın belası bir adamdı, girdiği hiçbir yerde huzur diye bir şey bırakmazdı.
- Bu Allah'ın belası yokuşu her sabah yürüyerek tırmanmak zorunda kalıyorum.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Sıkıntı veren, kötü olan bir kişiyi ya da şeyi bildirir. Damlayan bir musluk da, huzur kaçıran bir komşu da bu sözle anılabilir; söyleyen, o şeyin kendisine verdiği sıkıntıyı öfkeyle dışa vurur.
Söylenmez. Bir nesne, bir yol, bir iş ya da tekrarlanan bir aksaklık için de kurulur. O şeyin söyleyene sıkıntı vermesi yeter; kişiyle eşya arasında bir ayrım gözetilmez.
Sert sayılır. İçinde beddua kalıbına yakın bir söyleyiş vardır; bu yüzden teklifsiz konuşmada geçer, resmî bir metinde yeri yoktur. Öfke ya da bıkkınlık duyulur, söyleyişin rengi budur.