Anlamı
giriştiği işlerde büyük talihsizliklere uğrayan kimsenin durumunu anlatan bir söz.
Detaylı Açıklama
Bu atasözü, bir kimsenin giriştiği işlerde büyük talihsizliklere uğradığını anlatmak için kullanılır. Altın gibi değerli ve kazançlı bir şeyi bile ele alsa, onun toprak kadar değersiz hâle geleceği söylenir. Burada kötü talih çok güçlü bir benzetmeyle verilir. Söz burada beceriyi değil talihi anlatır; girişilen iş bir türlü istenen gibi gitmez. Atasözü bazen acıma, bazen hafif alay, bazen de kaderci bir kabulleniş tonu taşır. İnsan kimi dönemlerde ne yaparsa yapsın işlerin üst üste bozulduğunu düşünebilir; işte bu söz tam o ruh hâlinde söylenir. Sözün anlattığı şey talihsizliktir; kötü karar ya da beceriksizlik iddiası taşımaz. Bu atasözü de kötü sonucun ağırlığını tek cümlede toplar. Altın bile değerini koruyamıyorsa, sorun küçümsenecek gibi değildir. Kişinin bahtsızlığı, çevresinde örnek gösterilecek kadar belirgin hâle gelmiştir.
Örnek Cümleler
- Girdiği üçüncü iş de altı ay dolmadan kapandı; altın tutsa toprak olur.
- Aldığı dükkân daha üç ay geçmeden yandı; altın tutsa toprak olur.
- Elinden iş gelmediğinden değil, bahtı ters; altın tutsa toprak olur.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Giriştiği işlerde büyük talihsizliklere uğrayan kimseyi anlatır. Ne yaparsa yapsın sonuç ters çıkar; söz bu üst üste gelen aksiliği tek cümlede toplar. Ölçü talihsizliğin büyüklüğüdür.
Anlatmaz. Söz talihsizlikten söz eder; kişinin elinden iş gelmediği iddiası taşımaz. Kabahat beceriye değil, bahta yüklenir. Bu ayrım sözü bir suçlamadan ayırır ve ona acıma yönü katar.
En değerli şey olduğu için; benzetme iki uç arasında kurulur. Abartı sözün etkisini büyütür. Toprak da rastgele seçilmemiştir: her yerde bulunan, kimsenin saklamadığı şeydir; düşüş böylece dibe kadar iner.