Atasözü

An Beni bir Kozla, o da Çürük Çıksın Ne Demek?

Anlamı

bir dostun verdiği armağan küçük ve değersiz olsa bile verilen kişinin hatırlandığını göstermesi bakımından çok değerlidir.

Detaylı Açıklama

Bu atasözü, dostlukta ve hatırlanmakta maddi değerin değil, gönülden anılmanın önemli olduğunu anlatır. Verilen armağan çok küçük, hatta değersiz sayılabilecek bir şey bile olsa, asıl kıymet kişinin unutulmamış olmasıdır. Çürük bir koz, maddi olarak pek değer taşımaz; ama o kozun 'beni anmak' niyetiyle verilmiş olması onu manevi bakımdan anlamlı hâle getirir. Atasözü böylece hediye kültüründe nicelik ve fiyat yerine düşünceyi öne çıkarır. İnsan bazen büyük bir armağandan çok, küçük ama içten bir hatırlanışı değerli bulur. Halk dili bu ince duyguyu çok sade ve güçlü bir biçimde anlatmıştır. Sevginin ve dostluğun ölçüsü, pahalı hediyeler değil, gönül bağının diri tutulmasıdır. Bu söz özellikle dostluk, bayram, ziyaret, hediyeleşme ve vefa konuşmalarında kullanılır. Kişi verilene değil, veriliş niyetine bakmalıdır. Çünkü bazen küçücük bir işaret, koca bir ilgisizlikten daha değerlidir. Hatırlanmak, armağanın kendisinden büyük bir anlam taşır.

Örnek Cümleler

  1. Bayramda uzaktaki arkadaşından küçük bir kart geldi, gözleri doldu; an beni bir kozla, o da çürük çıksın.
  2. Yıllardır görmediği okul arkadaşı ona köyünden bir avuç ceviz göndermişti; an beni bir kozla, o da çürük çıksın.
  3. Hediyenin fiyatına hiç bakmadı, hatırlanmış olmak ona yetti; an beni bir kozla, o da çürük çıksın.

Diğer Atasözleri ve Deyimler

Sıkça Sorulan Sorular

Hediyenin değerine değil, veriliş niyetine bakar; küçük ve değersiz sayılabilecek bir armağan bile kişinin hatırlandığını gösterdiği için kıymetlidir, asıl anlam bu hatırlanmada toplanır. Söz, dostluğun ölçüsünü buraya koyar.

Çürük koz, elle tutulur değeri neredeyse olmayan bir şeydir; en değersiz armağanın bile hatırlanma anlamı taşıdığını göstermek için seçilmiş, böylece niyetin nesneden üstünlüğü çarpıcı biçimde anlatılmıştır.

Armağanın büyüklüğüne değil hatırlanmaya değer verildiğini anlatmak isteyen kişi bu sözü söyler. Dostluk sohbetlerinde sık duyulur. Söz çoğu kez armağanı alan tarafın ağzından çıkar; veren kişi söylerse özür gibi durur.