Anlamı
bir olay, önüne geçilemez, tehlikeli bir durum almak.
Detaylı Açıklama
Ateş bacayı sarmak, bir olayın önüne geçilemez, tehlikeli bir durum almasıdır. Söz 'ateş saçağı sarmak' biçiminde de kurulur. Kalıptaki sahne yangından alınmıştır: alev bacaya ya da saçağa ulaştığında yangın büyümüş, önü alınamaz duruma gelmiştir. Kalıp bu görüntüyü her büyüyen soruna uygular. İki nitelik birlikte anılır: önüne geçilememe ve tehlikeli olma. Kalıptaki ateş büyüyen olayı karşılar: bir borç yığını, bir tartışma, bir salgın. Bacayı sarmak tek başına kullanılmaz; başına ateş ya da alev sözcüğü gelir. Saçak, damın duvardan taşan kenarıdır; sözün öteki biçimi bu sözcükle kurulur. Bir mahalle kavgası bütün şehre yayılıp kimsenin durduramayacağı hâle geldiğinde de ateş bacayı sarmış olur.
Örnek Cümleler
- Borçlar birbirini kovalayınca işletmede ateş bacayı sardı, kimse önünü alamadı.
- Küçük görülen anlaşmazlık büyüdü; ateş saçağı sardı, araya kimse giremedi.
- Salgın bütün mahalleye yayılınca ateş bacayı sardı, okullar bile kapatıldı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Alevin bacaya ya da saçağa ulaştığı ana dayanır. O noktadan sonra tek bir odayı söndürmek yetmez, ev bütünüyle tehlikededir. Söz bu dönüm anını ölçü alır. Benzetme herkesin bildiği bir sahneden geldiği için kolay anlaşılır.
İki nitelik verir: önüne geçilememe ve tehlikeli olma. İkisi birlikte anılır. Olayın hangi ölçüde tehlikeli olduğu ise belirtilmez. Nereye varacağı da bildirilmez; kalıp yalnız gelinen noktayı adlandırır.
Cümlede ateş sözcüğü özne olarak kalır; olayın adı ayrıca anılır: işletmede ateş bacayı sardı denir. Kişi bu kalıpta özne yerine geçmez. Olayı kimin başlattığı sorulmaz. İşin nereye varacağı da kalıpta yer almaz.