Atasözü

Ateş Düştüğü Yeri Yakar Ne Demek?

Anlamı

bir acıyı onu çekenden başkası tam anlayamaz veya aynı ölçüde üzülemez.

Detaylı Açıklama

Ateş düştüğü yeri yakar atasözü, bir acıyı onu çekenden başkasının tam anlayamayacağını ya da aynı ölçüde üzülemeyeceğini anlatır. Sözdeki sahne yangından alınmıştır: alev nereye düşerse orayı yakar, acısını da o ev çeker. Atasözü bu görüntüyü acıya uygular; yükü taşıyan, acının üstüne düştüğü kimsedir. İki şey birlikte söylenir: tam anlayamama ve aynı ölçüde üzülememe. İkisi de dışarıdan bakan için geçerlidir. Söz başkalarının üzüntüsünü yalanlamaz, onun aynı derecede olmadığını bildirir. Kimseyi de suçlamaz; anlatılan, insanın kendi başına gelmeyeni tam kavrayamamasıdır. Bu yüzden bazen bir savunma olarak da söylenir: benim çektiğimi bilmezsin denmek istenir. Bir yakınını kaybeden kimse, taziyeye gelenlerin iyi niyetini bilse de yükü yalnız taşıdığını bu sözle anlatır.

Örnek Cümleler

  1. Herkes üzüldü ama acıyı asıl onlar taşıyor; ateş düştüğü yeri yakar.
  2. Ateş düştüğü yeri yakar; cenazeden sonra herkes dağıldı, ev sahibi yalnız kaldı.
  3. Komşunun evi yandı, hepimiz üzüldük ama ateş düştüğü yeri yakar.

Diğer Atasözleri ve Deyimler

Sıkça Sorulan Sorular

Yeri nesne alır; belirtme eki bunu gösterir. Düştüğü sıfat-fiili de o yeri niteler, böylece nesne tek bir noktaya daraltılmış olur. Yapı yanmayı her yere değil, yalnız oraya bağlar. Sınırı çizen şey eylemin kendisidir.

Dışarıdan bakanın iki eksiği anılır: acıyı tam kavrayamaması ve aynı ağırlıkta üzülememesi. Söz bunları birlikte verir. Aradaki farkın ne kadar olduğu ölçülmez. Acının süresi de sözde geçmez.

Geçmez. Özne ateştir, yani cansız bir güçtür; insan cümleye hiç girmez. Yargı bu yüzden bir kişiye değil, işleyişin kendisine bağlanmış olur. Kimin haklı kimin haksız olduğu da böylece sorulmaz.